Bakan Selçuk müjdeleri sıraladı

Bakan Selçuk müjdeleri sıraladı

Bakan Selçuk müjdeleri sıraladı
20 Şubat 2020 - 19:52




Milli Eğitim Bakanı Ziya Selçuk, AA Editör Masası'na katılarak, gündemle ilgili soruları yanıtladı ve değerlendirmelerde bulundu. Öğretmen ve öğrenciler arasında iletişim kurmak amacıyla oluşturulan EBA'nın, 2023 vizyonu hedefleri doğrultusunda yenilendiği ve 10 Şubat'ta tanıtımının yapıldığını hatırlatan Selçuk, "En önemli değişiklik de 11 ve 12'inci sınıflar için geliştirilen Akıllı Öneri Sistemi. Bunun temelinde fırsat adaleti yatıyor" dedi.

OKUL DERGİLERİ EN EYGUN FİYAT VE EN İYİ KALİTE..  Detaylı bilgi için yandaki linki tıklayınhttp://www.okullarinsesi.com/okul-dergisi-okul-gazetesi-okul-kitap-matbaa-basim-grafik-islerinde-yuzlerce-okul-referansimizdir/4675/%E2%80%8B 

'ÇOCUĞA ÖZEL DENEME SINAVI'
Türkiye'de köyde ya da şehirde, nerede yaşarsa yaşasın herkesin en iyi içerik ve imkâna ücretsiz kavuşması gerektiğini belirten Bakan Selçuk, konuşmasına şöyle devam etti:
"Sistemin temelinde bu fırsat adaleti bulunuyor. Konunun uzun yıllardır Milli Eğitim şuralarında konuşuldu. Teknoloji vasıtasıyla böyle bir imkânın bugün doğması, zamanın buna imkân vermesi sayesinde bunu yapabildik. Bu sadece 11 ve 12'nci sınıflara değil, öğrencilerin tamamına yönelik. Öğretmenlerle ilgili de bir eğitim platformu oluşturuldu. Yani öğretmen eğitimi açısından da yeni bir dönem başlıyor. Bunu da çok önemsiyorum. Çünkü öğrenci eğitimi kadar öğretmenlere destek de çok önemli. Akıllı öneri sistemi, özellikle akademik destek dediğimiz kısım çok önemli. Her öğrencinin kendi seviyesini belirlemesi ve seviyesine göre öneri alması önemli. Mesela, ben bir seviye tespit sınavı alıyorum, ilgi testi alıyorum, rehberlikle ilgili bireysel bazı ipuçları alıyorum, sonra sistem bana diyor ki, 'Senin ilgin şu alana, seviyen şu durumda, biz sana şu bölümleri önerdik.' Çocuk daha sonra çalışmaya başlıyor ve çalışma temposuna göre o tercihler otomatik değişiyor. Yani yavaş çalışıyorsa düşürülüyor puanlar, sıralama. Sistemde anlık takip yapılıyor. Bir çocuk diyelim ki bir konuda sorun yaşıyor ve soruyu çözemiyor. Çözemediği sorunun neyle ilgili olduğunu akıllı sistem biliyor ve çocuğun önüne o soruyla ilgili bilmediği konunun hazır açıklamasını getiriyor. Otomatik olarak ekrana geliyor, çocuğun eksik olduğu yer. Çocuğa özel deneme sınavı yapılabiliyor. Yani 'Senin ihtiyacın şu konularda. Şu konularda çok iyisin ama şu konularda zayıfsın.' Dolayısıyla genel bir anlatım, genel bir içerik, genel bir sınav yok. Her şey kişiye özel. Çocuğun sevdiği ekran bile Türkiye'nin her yerinden o renkte açılır. Bu kadar kişiselleştirilmiş bir sistem geldi. Bunun arkasında yatan akıllı sistem, yapay zeka, çocukların hangi konuyu, hangi derinlikte, nasıl öğrenmesi gerektiğini bireyselleştiriyor ve çocuğa hedef veriyor. Haftalık, aylık, yıllık hedef veriyor ve çocuğun o hedefi onaylamasını istiyor. Anne, babasına destek oluyor. Öğrencinin diğer öğrenciler arasındaki seviyesini görebilmesi için de ayrı bir destek sistemi var. Sistem her bir konuya ilişkin her bir öğrencinin yeterliliğini saptıyor ve 'Şu konuları çalışman lazım', 'Basit düzeyde çalışman lazım', 'İleri düzeyde çalışman lazım', 'Daha çok zaman ayırman lazım', 'Daha az zaman ayırman lazım', 'Bunu atlayabilirsin, şu konuya geçmen lazım' gibi öneriler geliştiriyor. Otomatik olarak bir okulda, bir sınıfta veya bir ortamda herkese her şeyin eşit verildiği bir durum değil.

DÜNYADA ÖRNEĞİ YOK
Kişiye özel bir yapı ve bu dünyada 2-3 ülkede varsa bir tanesi Türkiye'de. Türkiye'de ders anlatma konusunda çok yetkin öğretmenleri seçtik. Öğretmenlerden bütün derslerin video kütüphanesini oluşturmalarını istedik. Böylece Türkiye'nin her yerindeki her öğrencinin istediği öğretmenden her dersi en iyi şekilde alabilecek. Her çocuğa 3 gigabayt internet hediye ettik. Bu konularla ilgili seyrederse ücretsiz olarak bu hakkı, kotası var ve bütün konuları istediği kadar tekrar ederek izleyebilir, çalışabilir. Kişiye özel test oluşturuldu, böylece zamanın boşa harcanmasının önüne geçildi. Dünyada ulusal düzeyde benim bildiğim yok. Akıllı sistemin uygulandığı lokal bazı çalışmalar bir kaç yerde var ama ulusal düzeyde herkese bunu ücretsiz erişim sağlayarak yapabilmek Türkiye'de. Her öğrenci bundan faydalanabilecek, ikinci dönemden itibaren öğrencilerin sıralarına şifrelerin bulunduğu çıkartmalar yapıştırıldı. Deprem yaşanan Elazığ'da YKS'ye ve LGS'ye hazırlanan öğrenciler var. Bunların boş durması söz konusu değil. Özel gruplar, özel mekanlar oluşturup bu sistem üzerinden bu çocukların eğitimini, hem grup olarak sınıfta öğretmen desteğinde hem de bireysel olarak yazılım, video desteğiyle sağlayabiliyoruz ve günlük olarak takip edebiliyoruz. Sistemde sadece sınava hazırlıkla ilgili öğeler yok, on binlerce video, animasyon, çizgi film, ders desteği, öğretmen eğitimleri için ücretsiz sertifikalar da bulunuyor. Öğretmenimiz 'masal anlatıcılığı, robotik, siber güvenlik konusunda sertifika almak istiyorum' diyebilir. Bütün bunlarla ilgili de bir ortam var. Bunlar da öğretmenlerimize ücretsiz ve her veli buna bu şekilde ulaşabilir.

ÖĞRETMENLERE ÖZEL İNDİRİM. Detaylı bilgi için yandaki linki tıklayınhttp://www.okullarinsesi.com/okul-dergisi-okul-gazetesi-okul-kitap-matbaa-basim-grafik-islerinde-yuzlerce-okul-referansimizdir/4675/%E2%80%8B 

EK ÖĞRETMEN ATAMASI YAPILACAK
Gençler üniversiteleri, fakülteleri bitiriyor, bir beklentileri var işle ilgili. Biz de bu konuda son derece büyük bir gayret sarf ediyoruz. Burada Sayın Cumhurbaşkanımıza, Sayın Maliye Bakanımıza özel bir teşekkür borçluyum. Bu dönem inşallah 20 bin ek atama daha gelecek. 20 bini geçenlerde ilan etmiştik, bir 20 bin daha gelecek. Bunları zaten herkes biliyor, belli dönemleri var yıl içerisinde. Süreç başlatılacak ve bu uygun dönem içerisinde de bu yıl içerisinde tekrar bir 20 bin ek atama daha var. Bugün ilk bahar. Cemre düştü ve biz de bir müjde vermiş olalım. Bu arada ekonomide özellikle 2019 üçüncü çeyrekten itibaren ortaya çıkan gelişmelerden dolayı -aslında 20 binle sınırlıydı- fakat bu iyileşmenin neticesinde 20 bin ek daha geldi ve bu bizi çok mutlu etti. Çünkü öğretmenlerimizin bu konudaki beklentilerini biliyoruz ve bu konuyla ilgili çalışmamız devam ediyor. Atamalar için yıl içinde iki dönem bulunuyor, bu dönemi bütün öğretmen adayları biliyor. Çok uzun zamandır beklenen bir şeydi, müjdeyi burada vermiş olduk."

ÖĞRENCİLERİN YÜZDE 10'U LGS İLE ALINACAK
Bu yıl 1 milyon 600 binin üzerinde öğrenci LGS'ye girecek. İkinci bir müjdeyi daha verelim. Vatandaşlarımızın şöyle bir beklentisi var, 'Geçen sene yaklaşık 120 bin civarında öğrenci, sınavla alan okullara yerleştirildi fakat bu sene öğrenci sayısı arttı. Bu 120 bin öğrenci devam ettiğinde öğrencilerin stresi artıyor ve 'Biz o 120 binin içine nasıl gireceğiz' stresi başlıyor. Bu işin müjde tarafı şu, biz 120 bin olarak bakmıyoruz, yüzde 10 civarında olarak bakıyoruz. Yani öğrencinin sınavla alınacak kısmının yüzdelik dilimi önemli. Okullarımızda 120 bin kişilik kontenjan var, dolayısıyla yine 120 bin kişi alacağız diye bir bakış açımız yok. Geçen sene yüzde 10 civarında aldıysak, bu sene de bütün öğrencilerimizin yüzde 10'unu alacağız. Velilerimiz, öğrencilerimiz strese girmesin. Biz bununla ilgili en az bir senedir çalışıyoruz. Okul okul, mahalle mahalle, ilçe ilçe... Sayın Valilerimizle de beraber her bir ilçe, il müdürümüzle defalarca toplantılar yapıp, sınıf sınıf çalışmalar yapıyoruz. Bu konuyla ilgili her türlü tedbir alınıyor, merak etmesinler. Böylelikle velilerde asıl stres oluşturan 'Acaba bu yüzde 10 olmazsa yine geçen seneki gibi olursa' faktörünün ortadan kaldırıldı. Kontenjanların oranı yüzde 10 civarında olacak. Biz çocuklarımızı asla mağdur etmeyiz. Rahat olsunlar onlar için de kontenjan oluşturduk.

ÖĞRETMEN EĞİTİMLERİNE ÖNCELİK TANIYORUZ
Türkiye'de okullar arasındaki imkân ve öğrenme farkını azaltmak bizim 2023 Vizyon Belgemizin ana hedeflerinden bir tanesi. 'Fırsat adaleti' imkânı az olan yerlerdeki çocuklar için. Diyelim ki bir tasarım beceri atölyesi yaptık. 6 bin 400 civarında tasarım beceri atölyesi yaptık. Bunun yaklaşık 300 milyon liranın üzerinde maliyeti var. Bu atölyeleri nereye yaptık diye sorarsanız, çevredeki okullara yaptık. Yani imkânı daha az olan okullara yaptık. Niye merkezdekilere yapmıyoruz? Çünkü merkezde bazı imkânlar daha yüksek. O yüzden de o okullara pozitif ayrımcılık yapıyoruz. Bu anlamda da güçlenmesi için öğretmen eğitimlerinde öncelik tanıyoruz. Öğretmen eğitiminde içeriği, okulların fiziksel imkânın zenginleştirilmesini, okulun finansmanını, bu çerçevede hem genel olarak hem de okul bazında iyileştirme devam ediyoruz.

NE GEREKİRSE YAPMANIN SÖZÜNÜ DE BURADAN VERİYORUZ
Sosyal medyada beş ayda 250 kitap okuduğunu söyleyen 10 yaşındaki Atakan Kayalar'ın ailesi destek istedi. Konuya pedagojik açıdan bakmak gerekiyor. Alanım psikolojik danışma ve rehberlik. Biz bir çocuğun durumunun sosyal medyada bu kadar yer alması ve bir çocuğun üzerinden bu kadar tartışma yapılmasını onaylamayız. Burada herhangi bir çocuğumuzun durumundan ziyade, diğer çocuklar üzerinde oluşan baskıya hiç kimse dikkat etmiyor. Yani bu önemli bir durum ve adı geçen çocuğumuzun da aşırı bir yüklenmeye ve sosyal medyada bir tüketim öznesi olarak yer almasına, beklenti patlamasına ve çocukla ilgili kendi çocukluğu açısında oluşabilecek sıkıntılar vesaire diye düşündüğümüzde bizim tavrımız şu olur, efendim bu doğru mu yanlış mı? Bu doğru ve yanlış değil. Bu sadece ihtiyacın dili üzerinden bakmak. Şimdi biz ne yaptık, duyduğumuz anda itibaren ilgili uzmanlarımızı aileyle görüştürdük, tedbirlerimizi aldık. Rehberlik Araştırma Merkezi uzmanları, Atakan ve ailesiyle pedagojik ve eğitsel süreçle ilgili iletişimde... Bireysel olarak ihtiyacı neyse biz bunu giderebilecek altyapıya sahibiz. Testlere ve hangi alanda hangi uzmanımızın ya da öğretmenimizin ne tür desteğine ihtiyacı var buna baktık. Biz bunu yaparız ama sessizce yaparız. Bunu çıkıp sürekli sosyal medyada ya da medyada dillendirmek, çocuğun kişiliği açısından ve başka çocukların psikolojisi açısından, başka ailelerin beklentisi açısından birtakım olumsuz durumlara yol açabilir. Bu konuyu burada kapatmak istiyorum. Biz gereken her türlü uzmanlığa sahibiz. Üniversitelerimizde, Milli Eğitim Bakanlığımızda uzmanlarımız var. Ne gerekirse yapmanın sözünü de buradan veriyoruz. Kamuoyu bunu daha fazla tartışmasın.

MAĞDURİYETİ ÖNLEMİŞ OLDUK
Özel okullarla ilgili yeni yönetmelik çalışması 19 Şubat'ta Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe girdi. Bizim şöyle bir yaklaşımımız var. Hangi konuda karar alacaksak ilgili paydaşlarla aylarca çalışıyoruz. Bu Milli Eğitim Bakanlığının içinde kendi kendimize aldığımız bir karar değil. Özel eğitimle mi ilgili, evet bunu yapıyoruz. Özel öğretimle mi ilgili, bunu yapıyoruz. Ders geçmeyle mi ilgili, öğretmenlerimiz, müfettişlerimiz, okul müdürlerimiz olmadan asla karar almayız. Burada da özel öğretimle ilgili paydaşların tamamını defalarca davet edip birlikte çalıştık. Velilerimizi, öğretmenlerimizi, okul müdürlerimizi davet ettik. Bununla ilgili özel çalıştaylar yaptık. 'Neye ihtiyacımız var?' dedik. Sistemin akışkan olması, sistemin makul olması, sistemin eğitim boyutunun yükselmesi anlamında onlarca beklenti var. Bunların yüzde 100'e yakınını çözdük. İki üç tanesinden somut örnek vereyim, mesela velilerimiz diyelim ki özel okula ön kayıt yaptırıyor, resmi okulda da kayıt hakkı kazanıyor. Bu özel okula ödedikleri ücretin yüzde 10'unda kesinti ya da iadesi konusunda bir problem vardı. Bununla ilgi velilerden binlerce istek geldi. Biz bu yönetmelikle bunu çözmüş olduk. 'Kurumlardan ayrılan öğrenci veya kursiyerlerin ücret iadeleri ayrılış tarihinden itibaren en geç bir ay içerisinde ödenir' diye bir kaide getirdik. Dolayısıyla bu mağduriyeti önlemiş olduk. Yani hiç gitmediği bir okul, hiç başlamadığı bir ders konusunda birtakım mağduriyetler vardı. Birçok özel öğretim kurumumuz da bu konuda düzenleme olmamasına rağmen olumlu yaklaşım içindeydi.

OKULLARIN EN AZ 500 METREKARE BAHÇESİ OLMASINI İSTİYORUZ
Okulların fiziki koşullarıyla ilgili birtakım sıkıntılar söz konusu. Özel okul açma standartlarını yükseltmek istiyoruz. Bu standartların bir kısmı kanuni düzenleme gerektiriyor. Bununla ilgili de Meclis'teki süreç devam ediyor. Meclisimiz bu konuyla ilgili gereken çalışmalara karar verecek. Özel okullarla ilgili mağduriyet yaşanmamasını, velilerin sıkıntıya girmemesini, bazı finansal sorunların eğitimsel sorunlara yol açmamasını, eğitimden kazanılan finansmanın başka alanlarda kullanılmamasını istiyoruz. Bu konulardaki talepleri taslak olarak ortaya koyduk. Bu yasal kısmı. Şimdi konuştuğumuz yönetmelik kısmı. Yönetmenlikte de bizim düzenleyebileceğiniz hususlarla ilgili ve mesela en az 500 metrekare bahçe olmasını istiyoruz. Yani hiç bahçesiz bir okul olmaz. Çocuklar bir ana caddenin üstünde üç metre sonra ana yolun olduğu bir yerde okumamalı. Standartları yükseltmek istiyoruz. Türkiye eğer bir okula yatırım yapacaksa, yeni bir inşaat yapacaksa, Coğrafi Bilgi Sistemi gösteriyor. Diyor ki 'Buraya yapman lazım, 1 liran varsa buraya yatır.' Bununla ilgili her bir okulun imar durumu, okul bahçesi, duvarı, sınıfı, laboratuvarı hepsi burada ve biz özel okul açmak isteyen kişilerin de başvuru evraklarına bununla ilgili verileri eklemesini istiyoruz ki standartları herkese açık hale gelsin. 'Birisi bir yerde bir okul açsın da onun standardı değişik olsun, öbürünün standardı değişik olsun' değil. Her şey Coğrafi Bilgi Sistemi'ne girecek ve ulusal düzeyde de şeffaflaşacağız.

SPORDAN, SANATSAL AKTİVİTELERİNDEN VAZGEÇMEMELİ
Eğitimde fırsat adaleti üzerinden gittik. Aksi takdirde eğitimin istikameti bozuluyor, amacı değişiyor. Biz gerçekten insan yetiştirmek değil de sadece katı anlamda 'sınava adam hazırlamak' gibi bir yarıştırma amacına dönüyoruz. Bu da istediğimiz bir şey değil. Olimpik ve paralimpik branşlarda ulusal ve uluslararası düzeyde bazı yarışmalarda başarılı olan çocuklar var. Her şey sadece matematik, fizik veya kimya değil. Spor ve sanat da önemli. Çocuk 'Ben sınava hazırlanıyorum' diyerek spordan, sanatsal aktivitelerinden vazgeçmemeli. Bunun için TÜBİTAK ve sporla bağlantılı kurumlar aracılığıyla derece elde eden çocuklarımızın özel öğretim kurumlarında ücretsiz okumasıyla ilgili yeni bir şey getirdik. 'Bunlara puan vererek, bu belgeleri dikkate alarak kayıt yapalım' diye bir avantaj getirdik. Bunu Türkiye'de orta vadede daha da büyüteceğiz. Sporla, sanatla, bilimle ilgilenen herkese bir ek avantaj sağlamakla ilgili bazı hazırlık çalışmalarımız da var. Voleybol Federasyonuyla voleybol okulu açtık ve bunların hem akademik hem spor taraflarıyla ilgilendik. İstanbul'da lisanslı sporcu sayısında yüzde 200'ün üzerinde artış oldu. Sadece bu protokolle oldu. İnanılmaz bir rağbet var. Bu aldığımız tedbirlerle voleybolun altyapısı müthiş geliyor. Ben de federasyonda uzun yıllar çalışmış biri olarak bunu çok önemsiyorum.

HAKEMLİK LİSESİ AÇILACAK 
Futbol Federasyonuyla hakemlik lisesi açmayı planlıyoruz. Okuldan gelen hakemler olmalı. Nasıl olsa hakemlik ihtiyacı var. O zaman federasyonla ortak açtığımız bu okuldan gelsin bu çocuklar. 'Ben başka bir şey istemiyorum, hakem olmak benim hayalim, niye şu ya da bu tercihinde kalıyorum.' Sana özel yer var, tam da bu sorunu çözmek için. Müzik, sanat, resim için de desteklerimiz var. Orta vadede bu desteği ulusal ölçekte yaygınlaştıracağız. Geçen yılın eylül ayından itibaren her bir çocuğun bilim, sanat ve spor alanında yaptıklarının kayıt altına alındığı bir sistemin altyapısı oluşturuldu. Dünyanın, Türkiye'nin neresine giderse gitsin biz çocuğun e-Portfolyosu'ndan her türlü projesini, başarısını, belgesini, olimpiyatını görüyoruz. Şimdi bunu oluşturuyoruz. Şu anda oluyor. İkinci aşamada bunların hepsini dikkate alacağız. Bir taraftan da Gençlik ve Spor Bakanlığımızla tarama yapıyoruz. Hangi çocuğun, hangi spora yeteneği var. Okul okul, sınıf sınıf 1 milyon 200 bin civarında öğrenciye bunu yaptık, yapmaya devam ediyoruz. Dolayısıyla nokta atışı sporcuyu belirliyoruz. Sonra onu nokta atışı voleybola, hokeye gönderme imkânımız var. Bunun dijital altyapısını kurmuş olmak çok önemli. Bu bilgiler ne olacak, kim dikkate alacak, bu karneye nasıl yansıyacak? Bütün bunların altyapısı bitti, hayata geçti."


 


YORUMLAR

  • 0 Yorum