Eğitimci Yazar İlyas Tekin: ASIL CİHAD...

Eğitimci Yazar İlyas Tekin: ASIL CİHAD...

Eğitimci Yazar İlyas Tekin: ASIL CİHAD...
11 Mayıs 2019 - 19:07 - Güncelleme: 10 Temmuz 2019 - 13:55


       İnsana kötülük yaptıran iki şer kuvvet var. Biri şeytan, diğeri nefis.
      Şüphesiz ki nefis şeytandan daha kötü ve tehlikeli bir düşmandır. Nefis kötülük deposudur. 
      Şeytanı uzaklaştırmak mümkündür. Ama nefsi uzaklaştırmak mümkün değildir. Çünkü nefis damarlardaki kan gibi içimizdedir. 
     Nefis, sürekli tuzak kurar ve insanı kötülüğe çağırır. Nefsin sürekli kötülüğe çağıran kötü sıfatları çoktur. Başlıcaları şunlardır:
    Kibir/büyüklük taslama, kendini beğenme, riya/gösteriş, gadap/öfke, haset/kıskançlık, mal sevgisi ve makam tutkusu...
      Nefisle cihad zordur. Çok dikkatli olmak gerekir. En ufak bir ihmal ve gaflet, çok kötü sonuçlar doğurabilir. Bu mücadeleyi kazananlar büyük cihadın kahramanı sayılırlar. 
      Sevgili Peygamberimizin şu duası, nefsin ne büyük bir düşman olduğunu göstermeye yeter:
     " Ey Allah'ım, göz açıp kapayıncaya kadar, hatta ondan daha kısa bir süre, beni nefsime bırakma!" (1)
     Yine sevgili Peygamberimizin bir savaştan (Tebûk savaşı) dönerken söylediği rivayet edilen:
     "Şimdi küçük cihattan büyük cihada dönüyoruz." (2)
sözü çok dikkat çekicidir. Büyük cihad, nefisle cihad!
     Gerçi bu hadisin zayıf, hatta uydurma olduğunu iddia edenler vardır. Daha çok tasavvufa düşman olan İbni Teymiye ve onun yolunu takip edenler, Vehhabîler...
      Olabilir, Kütübi Sitte (sahih kabul edilen altı kitap)' de olmayabilir. Senedinin zayıf olması, hadis olmadığı anlamına gelmez. Çünkü bunu destekleyen başka hadisi şerifler vardır.
     Nitekim bu konuda Efendimiz şöyle buyurmuştur:
    "Gerçek Mücahit nefsine karşı cihad edendir." (3)
    "Akıllı, nefsine hakim olup onu hesaba çekerek ölüm ötesi için çalışan; ahmak ise, nefsinin arzularına uyarak bu durumdan hayır umandır." (4)
    "Düşmanların en korkuncu, senin iki yanın arasında/içinde  bulunan nefsindir." (5)
     En kötü esaret, iradenin nefis düşmanına esir olmasıdır. Bu sebeple nefse karşı cihad, iradeye hürriyet kazandırma savaşıdır. Onun için nefis en büyük düşmandır ve nefisle yapılan cihad da "Cihadi Ekber"(büyük cihad)'dir.
      "Müşriklere karşı, mallarınız, nefisleriniz ve dillerinizle cihad edin." (6) hadisi şerifi de cihadın canla, malla ve dille yapıldığını gösterir.
     Bunu destekleyen ayeti kerime ise şöyledir:
    "İman edenler Allah yolunda savaşırlar, inanmayanlar ise bâtıl dava uğrunda savaşırlar. Şu halde şeytanın dostlarına karşı savaşın. Şüphesiz ki şeytanın hilesi (tuzağı) zayıftır." (7) 
      Buradaki "şeytanın hilesi zayıftır." ifadesi, "yalancının mumu yatsıya kadar yanar" atasözüne uygun olarak, "kısa zamanda yalanı ortaya çıkar, temelsiz, sakat" şeklinde yorumlanabilir. Ancak bunu "nefsin hilesinin yanında şeytaninki daha zayıftır." şeklinde anlamak gerekir.
      Elbette ki savaş istenmez, ama gerektiğinde yapılır. Savaşa ancak müslümanların can ve mal güvenliğini sağlamak, hak ve hürriyetlerini korumak, İslam'a ve İslam ülkelerine yönelik saldırıları önlemek için başvurulabilir.
     Ama cihadın sadece savaştan ibaret olduğunu düşünmek gerçeği yansıtmadığı gibi; Kur'an ve Sünnet'te ifade edilen anlam ve kapsamı bakımından da eksik ve yanlış olur. (8)
      Yukarıdaki hadisi şeriflerin yanında şu âyetlerde cihad kelimesinin savaş anlamına gelmediği açıktır:
     "Kâfirlere itaat etmeyin ve bununla (Kur'an'la) büyük bir cihad yapın."  (9)
     "Bizim uğrumuzda elinden gelen çabayı sarfedenleri bize ulaşan yollara mutlaka yöneltiriz. Şüphesiz Allah iyilik yapanların yanındadır." (10)
     Kur'an-i Kerimde "iki grup arasında meydana gelen silahlı çatışma" anlamındaki savaş karşılığında "Harb"  (11) ve "Kıtal" (12) kelimeleri  kullanılır.
       Günümüzde eğitim, ekonomik ve kültürel savaşlara karşı daha dikkatli bir şekilde gerekli tedbirlere yönelik hazırlık yapma, kalbi ve aklı kullanma gerektiğini de unutmamak lazım...
    Tek başına küfür, savaş ve ölüm sebebi olamaz. Sadece İslami kabul etmediği için bir insanı öldürmek asla caiz değildir. Herkesin müslüman olmasını sağlamak da savaş sebebi değildir. 
    Bizim dinimiz kesinlikle baskıyı yasaklamış ve baskı altında gerçekleşen imanı geçersiz saymıştır. Çünkü imanın merkezi kalbdır. Kalbdekini ise yalnız Allah (cc) bilir. Burada kandırma olabilir. Kin ve nefrete yol açan savaşı bir tebliğ vasıtası olarak düşünmek mümkün değildir.
     Ayrıca inanmayanların zamanla inanma ihtimali vardır. İnanmadıkları için onları öldürmek, onlara tanınan bu hakkı da ortadan kaldırır. Yapılması gereken, güzel ahlak sahibi ve iyi örnek olmak, güzel ve barışçı yollardan kendilerine yaklaşmaktır.
     Sonuç olarak asıl cihad, insanın kendi nefsine karşı yaptığı cihattır; kötülükleri terketmek, ahlakî olgunluğa erişerek İslam'ı hakkıyla yaşamak ve iyi temsil edebilmektir. Kendini düzeltemeyen insanın, başkalarını düzeltmesi mümkün değildir. Buna: "Ele verir telkıni, kendi yutar salkımı!" denir ki sonuç vermez. 
      Böylelerine yüce Allah (cc) şöyle sesleniyor:
       "Sizler kitabı okuduğunuz halde insanlara iyiliği emredip kendinizi unutuyor musunuz? Aklınızı kullanmıyor musunuz?" (13)
   1-  Ebû Davûd, Edeb, 100-101; Rûhul-beyan Tefsiri, 4/275
   2-  Suyûtî, II, 86; Münâvî, Feyzü'l-kadîr şerhu'l-câmii's-sağîr, Beyrut,1994, III,  
         141/2873; Ali el-Muttakî, IV, 430; Râmûz'ul-ehâdîs, s:334/4135; 
         İmamı Rabbanî (ks), Mektubat, C:1, s: 251
   3-  Tirmizî, Fedâilü'l-cihad, 2; İbn Hanbel, VI, 20
   4-  Tirmizî, Kıyamet, 25; İbn Mâce, Zühd, 31
   5-  Keşfü'l-hafâ, I, 143, Behakì'den
   6-  Ebû Davûd, Cihad, 17; Müsned, III, 124
   7-  Nisa süresi /4, âyet: 76
   8-  İslam Ansiklopedisi, TDV, C: 7, S:528
   9-  Furkan süresi /25, âyet:52
  10- Ankebût süresi /29, âyet: 69
  11-  Mâide süresi /5, âyet: 64; Enfal süres / 8, âyet: 57; Muhammed süresi /47, âyet:4
  12-  Bakara süresi / 2, âyet: 190, 191, 193; Nisa süresi /4, âyet: 74-76; Tevbe süresi / 9, 
         âyet: 12-13
  13-  Bakara süresi / 2, âyet: 44     

YORUMLAR

  • 0 Yorum