EĞİTİMCİ- YAZAR İLYAS TEKİN: HAYIRSEVER ŞEREF YILDIZ

EĞİTİMCİ- YAZAR İLYAS TEKİN: HAYIRSEVER ŞEREF YILDIZ

EĞİTİMCİ- YAZAR İLYAS TEKİN: HAYIRSEVER ŞEREF YILDIZ
27 Eylül 2019 - 18:29


Sol başta Selahhattin Yıldız'ın oğlu Mücahit Yıldız, Ortada Şeref Yıldız, sağda oğlu Faruk Yıldız.

2019 tarihinde Beykoz Göksü Mahallesi Camiinden ebediyete uğurladık. Cenazesine çok kalabalık bir cemaat iştirak etti, cami yetmediği gibi, caminin avlusu ve sokaklar doldu taştı. Allah (cc) rahmet eylesin.
                  1941 yılında Rize'de doğan Şeref Yıldız, kendisi gibi sevilen sayılan işadamı Sultan Yıldız'ın oğlu, 8 kardeşten biri. Ağabeyi Selahhattin YILDIZ'la birlikte kozmetik, temizlik, gıda, plastik, makine otomasyon sanayi-inşaat ve mobilya alanında ülke sanayiine çok büyük hizmetlerde bulunmuş, Tibet üretim tesislerini kurarak binlerce insana iş imkânı sağlamışlar.
                  Kendileriyle hemşehri olmakla beraber 1996 yılında tanıştık. O zamanlar Ümraniye Milli Eğitim Müdürü idim. Bugün ayrı ilçe olan Çekmeköy'ün tamamı ( ÇekmeköyTaşdelen, Alemdağ ve Ömerli) ile Sancaktepe sınırları içinde kalan Sarıgazi ve Yenidoğan beldeleri de Ümraniye'ye bağlıydı. Bu beldelerde çok devlet okulu ve bağış okul yaptırdık.
                  İşte Şeref ve Selahhattin Yıldız kardeşlerin anne-babaları adına Sarigazi'de güzel bir proje ile cami yaptırdıklarını öğrendim ve kendileriyle görüştük. Hemen caminin yanındaki arsalarına 16 derslik bir okul yaptırmayı kabul ettiler. Zaten buna hazırdılar.
                  07/08/1996 tarihinde İstanbul Valiliğinde 10 bağış okul protokol töreni yapıldı. Ki, 7 tanesi Ümraniye'ye aitti. Vali Rıdvan Yenişen'di.(Allah rahmet eylesin.) İl Milli Eğitim Müdürümüz Ömer Balıbey yeni göreve başlamıştı.Valilikteki törene Selahattin Yıldız katılmıştı. Protokol töreninden sonra  valiliğin merdivenlerinde  bir hatıra fotoğrafı çekilmişti.





      İşte Şeref ve Selahattin Yıldız kardeşler kendi arsalarına bu güzel cami ve okulu yaptırdılar. Yapıldığında İlköğretim Okulu idi ve bölgede önemli bir ihtiyacı karşılamıştı. Şimdi bine yakın öğrencisi ve 40 kadar öğretmeniyle Ortaokul olarak eğitime devam etmektedir. Yapıldığından beri hem camide binlerce kişi ibadet yapıyor ve hem de okulda binlerce öğrenci öğrenim görüyor. Ne mutlu bu insanlara ki, arkalarından kendilerine sevap kazandıracak böylesine güzel eserler bıraktılar. Sevgili Peygamberimiz: "İnsan ölünce amel defteri kapanır, ancak üç kişinin kapanmaz. Sadaka-ı câriye (devam eden hayır- sadakalar), istifade edilen ilim (kitap gibi) ve kendisine dua eden hayırlı evlat." (1) buyuruyor.
                   Cami, okul, yurt, yol, köprü, çeşme, vs. gibi insanların istifade ettiği kalıcı eserler bırakanlar, faydalı kitap yazanlar ve hayırlı evlat yetiştirenlerin öldükten sonra da amel defterlerine sevap yazılmaya devam eder. İşte bu sebeple bu iki kardeşin öldükten sonra da sevap kazandıklarını rahatlıkla söyleyebiliriz. Hem ikisi de kendileri gibi iyi yetişmiş ve babalarının yolunu takip eden değerli evlatlar bırakmışlar...
       Selahattin Bey 2001 yılında vefat etti ve aynı camide namazı kılınarak aynı mezarliğa defnedildi. O arada ben 3,5 yılda 10 defa gidip 11 defa mahkeme kararıyla döndüğüm için haliyle kendisiyle pek görüşemedik. Ama bu tarihten sonra Şeref Bey'le zaman zaman bir araya gelir görüşürdük. Bazen Cuma namazını Sultanlar Camii'nde kılar,okula geçerdik. Bazen değişik platformlarda beraber olurduk. Bazen de telefonla görüşürdük. Bir defasında aradığımda ümre ziyareti için Kâbe'de olduğunu söylemişti. Bizim için de dua etmesini istemiştim. 
                   Ümraniye'den ayrıldıktan sonra da gerek Şeref Bey'le ve gerekse diğer bağışçılarla ve okullarıyla ilgimiz hiç kesilmedi. Öyle de olması gerekir. Nitekim, okulların dönüşümü sırasında sanırım veliler Şeref Bey'den bir istekte bulunmuşlar. O zaman beni aradı ve her zamanki gibi nâzik bir üslupla şöyle dedi:" Okul yap dediniz, biz de yaptık. Şimdi okul dönüşümü yapılıyor, ilgilenebilir misiniz?"   
                   Ben de hemen okula giderek yetkililerden bilgi almış ve ilgilenmiştim. Zaten ikisi de o kadar  efendi, kibar, nâzik insanlardı ki, onlarla konuşmak bile ayrı bir zevk veriyordu insana... Gerek Şeref Bey ve gerekse Selahattin Bey, her ikisi de ticareti ve işadamlığını iş ahlakına uygun ve dürüstçe yaparak hem işlerini büyüttüler ve hem de herkesin sevgi ve saygısını kazandılar.
                  Bu iki değerli insanda gördüğüm en önemli özellik, bir defa kıyafetlerine çok dikkat eder ve hep temiz ve şık giyinirlerdi. Ayrıca birbirlerine çok saygılı olduklarını müşahede ettim. Hiç bir zaman tıraşsız, ceket, gömlek ve kravatsız görmedim. Bu karşısındakine olan bir saygının ifadesiydi. Hem kardeşlik, hem iş ortaklığı ve hem de hayır işlerinde iyi örnek oldular. Evlatları Faruk Bey ve Mücahit Bey'de de aynı sevgi ve saygıyı görmek mümkün.
                    Tabii ki içlerini ancak Allah (cc) bilir, ama âdetâ içlerinin temizliği dışlarına vuracak şekilde dürüst ve düzgün insan oldukları her hallerinden belliydi. İkisi de geriye güzel evlatlar bıraktılar. Başta Faruk Yıldız ile Mücahit Yıldız olmak üzere babalarının bıraktığı maddî-mânevî mirası geliştirerek devam ettiriyorlar. Hz. Allah (cc) Şeref ve Selahattin Yıldız kardeşlere, bütün geçmişlerine ve geçmişlerimize rahmet eylesin!..
 1- Müslim, Vasiyyet, 14; Ayrıca Bk. Ebû Dâvûd, Vesâyâ, 14; Tirmizî, Ahkâm, 36; Neseî, 
         Vesâyâ, 8   
 

YORUMLAR

  • 0 Yorum