Eğitimci- Yazar İlyas Tekin: HEDİYE Mİ, RÜŞVET Mİ?

Eğitimci- Yazar İlyas Tekin: HEDİYE Mİ, RÜŞVET Mİ?

Eğitimci- Yazar İlyas Tekin: HEDİYE Mİ, RÜŞVET Mİ?
12 Eylül 2019 - 16:46 - Güncelleme: 12 Eylül 2019 - 18:02


 Ahlakî değerlerle ilgili en önemli terimlerden birisi hediye, diğeri rüşvettir.
       Bir şey ne zaman hediye, ne zaman rüşvet olur? Bu anlaşıldığında işler kolaylaşır.
      1- Hediye, birine karşılıksız olarak verilen şey.
          Türkçede bağış, armağan kelimeleriyle de ifade edilen hediye anlamında eski tabirle atıyye ve hibe kavramları kullanılır.
          Hediye kelimesi Kur'an-ı Kerimde 2 yerde geçer. (1)
          Olay geniş, ama özetle şöyle: 
          Süleyman (as), hem hükümdar ve hem de peygamberdi. Devrinde bir hükümdar daha vardı, hem de kadındı. Sebe Melikesi Belkıs. Güneşe tapıyorlardı. 
         Süleyman (as) Sebe Melikesi Belkıs'a besmele ile başlayan bir mektup yazıp Hüdhüd (kuşuna)'e verdi ve:
       "Şu mektubumu götür, onlara at; sonra da bir yana çekil, varacakları sonuca bak!" (2) dedi.
        Hüdhüd, emredileni yaptı ve mektubu melikenin tahtına bıraktı. "Mektup Süleyman'dandır, Rahman ve Rahîm olan Allah'ın adıyla. Bana baş kaldırmayın ve bana Müslüman olarak gelin." (3) diye yazılmaktaydı.
      Belkıs, ileri gelen adamlarını toplayıp mektubu okudu ve elçileri hediyelerle Süleyman (as)'a gönderdi.
       Süleyman (as): " Siz bana mal ile yardım mı ediyordunuz? Bakın, Allah'ın bana verdiği, sizin verdiğinizden daha hayırlı. Belki siz hediyenizle seviniyorsunuz." diyerek hediyeleri geri çevirdi. (4) 
      2- Rüşvet ise, yetkiyi, görevi veya nüfuzu kötüye kullanarak sağlanan meşrü olmayan menfaat.
       Rüşvet kelime olarak Kur'an-ı Kerimde geçmese de: "Aranızda mallarınızı haksız yere yemeyin ve bilip dururken insanların mallarından bir kısmını haram yollardan yemeniz için o malları hakimlere vermeyin" (5); "Hep yalan dinlerler, durmadan suht (haram) yerler." (6) âyetleri buna işaret eder.
     Buradaki  "hakimlere" kelimesi, devlet kademelerinde bulunan kamu görevlileri-bütün yetkililer; "Suht" kelimesi de başta rüşvet olmak üzere haram kazanç yolları olarak yorumlanır. Yalan söylemek günah olduğu gibi, dinlemek de günahtır. Haram-rüşvet yiyenlerin bir özelliği de seve seve yalan dinlerler, âdetâ yalandan zevk alırlar.
     Haram ile beslenmiş vücudun cennete giremeyeceği ve cehennemin ona daha uygun olduğunu bildiren Peygamberimiz, suht'un ne anlama geldiği sorusu üzerine :"hükümde rüşvettir. " (7) buyurmuştur.
       Hediye ve hediyeleşme helal; rüşvet vermek de, almak de aracı olmak da haramdır.
    İnsanlar arasında sevgi ve dostluğun gelişmesine yardımcı olacağı için sevgili Peygamberimiz prensip olarak hediyeleşmeyi tavsiye etmiş (8); "hediyeyi geri çevirmeyiniz." buyurmuştur (9)
       Hz. Aişe (ra) vâlidemizin bildirdiğine göre "sevgili Peygamberimiz hem hediye kabul eder, hem de karşılığında bir hediye verirdi." (10)
       Hediyeden karşılık beklemek ve hediyeyi geri istemek doğru değildir. Bir hadisi şerifte de "bu şekilde davranabilecek insanlardan hediye almamanın daha uygun olacağına" işaret edilmiştir. (11)
       Ayrıca hediye helal maldan verilir; devlete ait olan bir maldan hediye kabul etmek caiz değildir.
      Tamam, hediyede sorun yok, aksine sevgi ve dostluğu güçlendirir...
      Peki sorun nerde? Nasıl olursa hediye, nasıl olursa rüşvet olur? İşte püf noktası burası!
       Burada ölçü şu:
       Bir kişi bulunduğu makamda olmasaydı, acaba o hediye yine kendisine verilecek mıydı; yoksa o makamda bulunduğu ve veren kişinin işinin görülmesi, veya çabuklaştırılması için mi verilmiştir?..
     Eğer, kamu görevinde bulunanlar, o makamda olmadan da o şey kendilerine verilecek idiyse bu hediye sayılır; yok eğer sırf o makamda oldukları için veriliyorsa, bu hediye olmaz, rüşvet olur; devlet malına hıyanet, ganimetten çalma, nüfuzu kötüye kullanıp menfaat temin etmeye girer. 
     Hediyeleşmeye evet, ama kamu görevi ifa edenlerin rüşvet veya nüfuzun kötüye kullanılması anlamına gelebilecek hediyeleri kabul etmelerine hayır.
     Sevgili Peygamberimiz, zekat tahsili için görevlendirdiği İbni Utbiyye'nin topladığı zekâtı teslim ederken:
    "Şu sizin (zekât - hazine malı), şu da benim, bana hediye olarak verildi." demesi üzerine:
   "Eğer doğru isen söyle: evinde oturmuş olsaydın, yine de sana hediye gelir miydi?" buyurarak haksız kazanç elde edenlerin çok şiddetli bir azap çekeceklerini bildirmiştir. (12)
    Yine Peygamberimiz tarafından vergi memuru olarak Hayber'e gönderilen Abdullah bin Revaha, vergiyi az alması için kadınlarının zinet eşyalarını vermeyi teklif edenlere: "teklif ettiğiniz bu rüşvet, haramdırbiz onu yemeyiz." diyerek reddetmiştir. (13)
       Rüşvet, Peygamberimizin bir çok hadisi şerifiyle yasaklanmış ve bunu yapanlar lanetlenmiştir. (14)
      Çünkü rüşvet toplum düzenini temelden sarsan haksızlık ve anarşinin en önemli sebeplerinden biridir.
       Bu sebeple İslam ahlakçıları, malına haram karışma ihtimalinden dolayı devlet görevlilerinden hediye almayı sakıncalı bulmuşlardır.
      Aynı şekilde rüşvet olarak değerlendirilme ihtimali nedeniyle de devlet görevlilerine hediye verilmesi de sakıncalı görülmüştür.
     Nitekim (Hz. Ömer'in r.a. torunu) Halife Ömer bin Abdülaziz, Hz. Peygambere ve daha sonra hulefai raşidine (4 büyük halife) verilen hediyeleri kastederek: " hediye onlar için hediye idi, fakat onlardan sonra memurlar için hediye rüşvettir." (15) demiştir.
      Şu hadisi şerifle bitirelim:
     "Kardeşine verdiğin hikmetli (din ve dünya için yararlı) bir kelimeden daha değerli bir hediye yoktur." (16)
   1- Neml süresi / 27, âyet: 35-36
   2- Neml süresi / 27, âyet: 28
   3- Neml süresi / 27, âyet: 30-35
   4- Neml süresi / 27, âyet: 36-37
   5- Bakara süres / 2, âyet: 188
   6- Mâide süresi / 5, âyet: 42
   7-  Taberî,  IV, 581; Hak Dini Kur'an Dili, c: 3, s: 1685-1687
   8- Muvatta, Hüsnü'l-hulk, 16
   9- Müsned, I, 404
 10-  Buharî, Hibe, 11; Ebû Davûd, Büyü' , 80
 11- Tirmizî, Menâkıb, 73
 12- Buharî, Zekât, 67;  Hibe, 17, 50; Müslim, İmâre, 8; Tecrîd-i Sarîh T., VIII, 35-37
 13- Muvatta, Müsakat, 2
 14- Bk.Tirmizî, Ahkâm, 9; Ebû Dâvûd, Akdiye, 4
 15-  Bk. Tecrîd-ı Sarîh T., VIII, 35-36; Umdetü'l- Karî, VI, 283
 16- Ebû Davûd, Mukaddime, 32

YORUMLAR

  • 0 Yorum