EĞİTİMCİ-YAZAR İLYAS TEKİN: ÖĞRETMEN

EĞİTİMCİ-YAZAR İLYAS TEKİN: ÖĞRETMEN

EĞİTİMCİ-YAZAR İLYAS TEKİN: ÖĞRETMEN
22 Kasım 2019 - 19:24 - Güncelleme: 22 Kasım 2019 - 19:28




 Eğitim, her şeyin başı ve temelidir. Eğitim olmadan hiç bir şey olmaz. Eğitim düzelirse, her şey düzelir; eğitim bozulursa her şey bozulur.

       Şikayet edilen bütün kötülüklerin ortadan kalkması, yerlerine iyi şeylerin gelmesi ancak eğitimle mümkündür. Yol eğitimden geçer, başka yolu yoktur.

       Bir ülkeyi yok etmek istiyorsanız, eğitimini çökerttiğiniz zaman hedefe ulaşmış olursunuz. Bu kadar basit!...

        İşte onun içindir ki Atatürk eğitimin önemini şöyle vurgulamıştır:

      "Eğitimdir ki, bir milleti ya hür, bağımsız, şanlı, yüksek bir toplum halinde yaşatır; yada esaret ve sefalete terk eder."

      Eğitim, hayat-memat, var yada yok olma meselesidir. Bu sebeple ülkenin ve milletin geleceği, yetişen çocukların alacağı eğitime bağlıdır. Yani eğitim geleceğimizdir. 

      Eğitimin üç ana unsuru vardır:

     1- Öğrenci.  2- Öğretmen. 3- Fiziki mekan, ortam, okul.

     Öğrenci alıcı, öğretmen ise vericidir.  Bu üç unsur içinde en önemlisi öğretmendir.

     Çünkü öğrenci zaten var, hem de fazlasıyla...  Fiziki ortam, okullar da var. Son zamanlarda güzel ve modern binalar da yapıldı... 

      Ancak ne kadar modern bina, spor salonu, konferans salonu, laboratuvar yapılırsa yapılsın, öğretmen olmadan olmaz. Tabii ki fiziki ortamların güzel olması önemlidir, ama yeterli değildir. Önemli olan içindeki öğretmenlerin iyi yetişmiş, kaliteli, bilgili, kültürlü, vakar ve tevazu sahibi, her yönüyle ve herkese örnek olabilen insanlardan olmasıdır. 

       İsterse binalar yetersiz olsun, içindeki öğretmen kaliteli olursa orada güzel başarılar çıkar.  Geçmişte bunun örnekleri görülmüştür. 

      Mesela spor salonu olmayan okullardan, öğretmenin gayretiyle çok sayıda başarılı sporcular yetişmiştir. Laboratuvarı olmayan okullardan çok sayıda proje çıkmıştır.

       Binalar önemlidir, ama asıl olan öğretmendir. Bir okulun iyi ve başarılı olması, çok para almasından değil, kaliteli öğretmen kadrosundadır. En başarılı okuldaki öğretmenleri dağıttığınız zaman, kısa zamanda  başarının kaybolduğunu görürsünüz. Örnekleri de yok değildir.

       Eski tabirle şöyle bir söz vardır: "Şerefül-mekân bil mekîn"  Türkçesi:  Mekânın şerefi içinde oturanladır. Yani koltukta bir şey yok; koltuk, içinde oturanla güzeldir.

Eğer oturan koltuğa bir şeyler katabiliyorsa, değerlidir; yoksa gücünü koltuktan alıyorsa, koltuk gittiği zaman sipsivri ortada kalır. Bu da böyle!..

      Tıpkı adliye sarayları gibi. Binalar ne kadar güzel olursa olsun, eğer içinde adalet yoksa hiç bir işe yaramaz. Ama isterse binalar kötü olsun, fakat içindeki insanlar iyi olsun ve adalet dağıtsın!..

      Doğan Cuceloğlu'nun  tabiriyle :

     " Eğitimin kalitesi hiç bir zaman öğretmenin kalitesini aşamaz. Okul öğretmenleri kadar iyi olabilir; ne fazla ne eksik. Eğitimin en güçlü aktörü öğretmendir."

      Aynen böyle. Onun için düzgün ve kaliteli öğretmen yetiştirmek zorundayız. Öğretmenlik mesleği iş bulamayanların gideceği bir yer olmamalıdır.  Bunun için de yeteri kadar öğretmen yetiştirilmelidir, her yıl dört yüz bin kişi sırada beklememelidir. Üniversiteler ve bölümleri gelecekteki iş imkânına göre ayarlanmalıdır.

       Öğretmenlik en şerefli ve en kutsal meslektir. Öğretmen, her meslek erbabını yetiştiren değerli bir insandır ve asla yanlış yapma şansı yoktur. Çünkü eğittiği insandır. En kıymetli varlığımız olan çocuklarımızı onlara emanet ediyoruz.

     Onun için Addison şöyle der:

    "Heykeltıraş, mermer için ne ise; öğretmen de çocuk için odur."

     Öğretmenlik "Tanrı Mesleği" olarak bilinir. Doğrudur, ilk ve en büyük muallim- öğretmen Hz. Allah (cc)'tır. Bu konuda âyeti kerimeler vardır. (1) 

    Öğretmenlik sonra Peygamber mesleğidir. Peygamberler bu işi yapmak üzere insanlar arasından seçilmişlerdir. Sevgili Peygamberimiz:

   "Ben muallim -öğretmen olarak gönderildim." buyurmuştur. (2)

    Hz. Ali (kv): " Bana bir harf öğretenin kölesi olurum." diyerek öğretmenin değerini izah etmiştir.

     Atatürk bu konuda şöyle demiştir:

    "Milletleri kurtaranlar, yalnız ve ancak öğretmenlerdir."

    "Öğretmenler, yeni nesil sizin eseriniz olacaktır."

    "Dünyanın her tarafında öğretmenler, insan topluluğunun en fedakâr ve muhterem unsurlarıdır."

     Diyojen: " Yer yüzünde öğretmenlikten daha şerefli bir meslek tanımıyorum." der.

    Socrates ise: "Dünyada her şeye değer biçilebilir, ama öğretmenin eserine değer biçilemez." sözüyle öğretmenin değerini ve önemini özetlemiştir.

     Öğretmenliğin değeri ve önemi hakkında daha pek çok güzel söz vardır. Öğretmenler toplumun mimarları ve önderleridir, öyle olmalıdır. Ama bugün öyle mi?.. 

       Neyse ki Milli Eğitim Bakanı sayın Prof.Dr. Ziya Selçuk gelir gelmez  Alo 147 öğretmen şikayet hattı ile hangi sivri zekâlının aklından fışkırdığı belli olmayan öğrenci ve velilerin öğretmenlere not vermesini uygulamadan kaldırdı. Böyle bir uygulama ve sürekli hedef tahtasına oturtulması, öğretmenin itibarını sıfırladığı gibi eğitime de çok büyük zarar vermiştir.  

      Her şeye rağmen asıl olan öğretmenin de bu şerefe layık olmak için kendini iyi yetiştirmesi, bilgi ve kültüre sahip olması; konuşmasıyla, oturması ve yürümesiyle, tıraşı, kılık- kıyafetiyle, davranışlarıyla, her yönüyle öğrencilerin ve herkesin örnek aldığı, değer verdiği, saygı duyduğu bir insan olmak için üzerine düşeni yapması; kendi onurunu ve itibarını koruyacak durumda olmasıdır.

      Burada öğretmenin itibarını koruyacak şekilde davranan meslektaşlarımı tebrik ederken bu mesleğin itibarını düşüren bazı yönetici ve öğretmenlerin pejmürde (3) hallerini görmekten büyük üzüntü duyduğumu da belirtmeden geçemiyorum.

      24 Kasım, Öğretmenler Günü.

       Bu vesile ile bir öğretmen olarak bütün yönetici ve öğretmenlerimizin öğretmenler gününü kutlar; sağlık, huzur, başarı ve mutluluklar dilerim. 

     1- Alak süresi/96, âyet: 1-5; Bakara süresi /2,  âyet: 31-34; Rahman süresi /55, 

          âyet: 1-4

     2-  Müslim, Mesacid, 33; Ebû Dâvûd, Salat, 167; Neseî, Sehv, 20; İbni Mâce, 

          Mukaddime, 17; Dârimî, Salat, 177; Ahmed bin Hanbel, III, 328

   3-   Farsça sıfat. Buruşmuş, buruşuk, eski, püskü, pis ve yırtık. (Şemsettin Sami, Kamûsi Türkî, Pejmürde maddesi) Bu kelimeyi kullandığım için ayrıca üzüntü duyuyorum.

ÖĞRETMENLERE ÖZEL İNDİRİM. Detaylı bilgi için yandaki linki tıklayınhttp://www.okullarinsesi.com/okul-dergisi-okul-gazetesi-okul-kitap-matbaa-basim-grafik-islerinde-yuzlerce-okul-referansimizdir/4675/%E2%80%8B 



YORUMLAR

  • 1 Yorum
  • Salih Çepnioğlu - İkizdere/RİZE
    2 hafta önce
    İlyas Tekin Hocam-Müdürüm, ne güzel özetlediniz. Yüreğinize ve kaleminize sağlık. Müsaadenizle Facebook sayfamda yayınlamak istiyorum. Cennet Vadi İkizdere'den size ve tüm eğitim camiasına selam, sevgi ve saygılar sunuyorum.