Geçmiş ile Gelecek Arasındaki Bağ: Heybemdeki Kelimeler
Matematik dersinde öğretmen, üçgenin alanını çocuklara şu şekilde öğretmiş: Bir üçkenarlının alanı, yatayımı ile dikleşiminin vuruşumunun ikiye bölümüdür. Çocuk bunu güzelce ezberlemiş. Aksam babası evde sormuş:
- Bugün okulda ne öğrendiniz?
- Matematik dersinde bir üçkenarlının alanını öğrendik babacığım.
- Ya öyle mi, peki nasıl öğrendiniz?
- Bir üçkenarlının alanı, yatayımı ile dikleşiminin vuruşumunun ikiye bölümüdür.
- Yavrum, yanlış öğretmişler size. Doğrusu şöyle: Bir üçgenin alanı, tabanı ile yüksekliğinin çarpımının yarısına eşittir.
O sırada bir yandan gazetesini okuyan bir yandan da torunuyla oğlunun konuşmasını dinleyen dede, dayanamayıp söze girmiş:
- İkinizin de tanımı yanlış! Bir müsellesin mesaha-i sathiyesi, kaidesiyle irtifaının hasıl-ı darbının nısfına müsavidir.
Birbirini anlayamayan çocuk, baba ve dede… Böyle bir durumla karşılaşmamak amacıyla kelimeleri tanıtmayı ihtiva eden “Heybemdeki Kelimeler” projesini başlattık. Unutmamak gerekir ki, ne manaya geldiğini bilmediğimiz ifadelerin kullanımı anlaşmazlıklara, kavgalara yol açar. Bu noktada Yunus Emre’nin şu mısralarını hatırlamak gerekir:
Söz ola kese savaşı
Söz ola bitire başı
Söz ola ağulu aşı
Bal ile yağ ede bir söz
Her katta yer alan panolara her hafta iki kelimenin sözlük manaları asılarak tüm okula sunuluyor. Böylece bilmediğimiz veya yanlış bildiğimiz kelimeleri öğrenmiş, kelime hazinemizi genişletmiş, duygularımızı ve düşüncelerimizi ifade edebilmede geniş ufuklar kazanmış oluyoruz.
Hüseyin KARACA
Sultanbeyli Hüsnü M.Özyeğin Anadolu Lisesi