AZİZ ERDOĞAN (Barbaros Anadolu Lisesi Müdürü)


KÜTÜPHANELER GÜLSÜN


Okul kütüphaneleri- hepsi olmasa da- izbe, kimsesiz, sessiz mekânlar. Okulların zayıf halkalı bölümleri… Tiyatro mu çalıştıracaksın, biraz kafanı mı dinleyeceksin, gözden ırak mı kalmak istiyorsun, resim yapmak için yer mi bulamıyorsun;  al sana kütüphane. Çok amaçlı özelliğinden ve güzelliğinden faydalan faydalanabildiğin kadar. Okul kütüphaneleri; idarelerin, öğretmenlerin, öğrencilerinin olmazsa olmazı değil; olmasa da iyi oluru konumunda. Hele bazı okullarda adları bile harika “Okuma Salonu”, okumasan da olur cinsinden…

Kütüphaneleri her kitabın bulunduğu ancak okurun bulunmadığı mekânlara büründü. Abdülhak Hamit’in dedesinin bir eczacı olduğu ve eczanenin girişinde “Ne ararsan bulunur, derde devadan gayrı!” yazısının bulunduğu söylenir.  Okul kütüphanelerimizde bu mizahı boş çıkarmayacak nitelikte. Her kitap var: Doksanların sonunda raf doldurmak için gazetelerin verdiği güncelliğini yitirmiş yığınla ansiklopedi, birkaç roman, biraz da evlerden, ofislerden kovulmuş ve atmadansa okula gönderilmiş beni okuma diye bağıran zavallı ciltli, ciltsiz kitaplar…

Okulların kütüphanelerinde kitap arayan ya da aradığı kitabı bulan okuyucuları gördükçe heyecanım kat be kat artıyor.  Seruma bağlı yaşayan hastalar gibi iki kabloya bağlı teknoloji bağımlısı gençlerle kitabın arasında kısa yol kuracak, okuma gerekliliği konusunda onların enerjisini güncelleyecek bir sisteme ihtiyaç var. Teknolojinin baş döndürücü gelişimi ile kitaba ilgi maalesef azalmış, okul kütüphanelerimiz büyük kitap depolarına dönüşmüştür. Güncellenmeyen kitaplar, raflarda tozlanmaya başlamış , sınıflarda zorla ve hep aynı sıralarda oturarak okunmaya çalışılan kitaplar çocuklarda ilgiyi tamamen azaltmıştır. Gözler bir sonraki sayfayı aramak yerine kulaklar çalacak olan zile kesilmiştir. Tüm bu kitaplardan kopuşlar bu konuda harekete geçmemiz gerektiriyor. Okumayı külfet olmaktan çıkarmak adına güzel örneklere ihtiyacımız var. Kitaba sevgi ve saygı artması adına okullarda güzel adımlar da yok değil.

Her okulda ilçede aynı etkiye vermese de İstanbul’da başarıyla uygulanan Yazarlar Okullarda, Okumayı Seviyorum, Her Okula Bir Yazar, Okul Yazar Projeleri küçük de olsa önemli adımlar. Bu adımları takip edecek ve bu işe gönlünü koyacak eğitimcilere ihtiyaç var.

Anaokulundan değil doğumundan başlayarak çocuklara kitap okumayı sevdirecek ortamların meydana getirilmesi gerekir. “Bir çocuk kütüphaneyi ve kitabı nasıl sever, kitapla nasıl dost olur?”  sorusu üzerinde çalışmak lazım. Kütüphaneleri izbe alanlar olmaktan çıkarıp cazibe merkezi yapmalıyız. Kitap okumak ve okunan kitabı dinlemek çocuk için bir mutluluk kaynağı olmalı. Peki ne yapılmalı? Bu konuda size Bağcılardan çok güzel örnekler var da ben birini paylaşayım.( Meraklısına hepsini de söyleyebilirim.)

İsa Yusuf İlkokulu Kemerburgaz Üniversitesi’yle baş başa verip güzel bir proje uygulamış: “Eğlenceli Kütüphane Projesi”.  Bu okulumuza alkışlanası tavırları için teşekkürü esirgememeliyiz.

İlkokul çağındaki çocuğun istediği yerde oturabildiği, eğlenebildiği içerisinde bulunmaktan mutlu olduğu şirin ve sıcak bir kütüphane kurulmuş.  Üniversiteyle yapılan işbirliğiyle üniversiteliler periyodik olarak gelip masal ve hikaye seslendirmeleri yaparak okumayı eğlenceli hale getiriyorlar. Her sınıfımızın üniversiteli abileri, ablaları, arkadaşları var. Kah onlarla gülüyor, kah onlarla oynuyor, kah masal kahramanı oluyor. Kitap eksenli bir dostluk kurabilme adına yapılan her çalışmayı alkışlıyorum. Belki alkışların en fazlası Bağcıların bu münbit iklimine katkı sunan kaymakamına, belediye başkanına ve milli eğitim müdürüne…  Selam ile…