Ben filistin çocuk
ABDULBAKİ MURAT  (Bahçelievler Şehit Mehmet Karaaslan İHL Müdürü)

ABDULBAKİ MURAT (Bahçelievler Şehit Mehmet Karaaslan İHL Müdürü)

Ben filistin çocuk

23 Eylül 2014 - 12:57

Gazze’de yaşanan vahşet hepimizi derinden yaraladı. Üç İsrail askerinin fail-i meçhul bir şekilde öldürülmesinin akabinde yaşananlar; çoluk-çocuk, kadın-yaşlı demeden Gazze’ye ölüm yağdırılması tabir-i caizse Ramazanımız’ı bozmuştur.

Yetimler, öksüzler, dullar, yaralılar…

Korkulu gözlerle sağa sola bakan, elindeki çikolotasına sıkı sıkıya sarılarağzı burnu kan revan içindeki minik yavrular…

Evi barkı yıkılmış, aç biilaç, susuz masum bedenler. Gazze yüreklerin dayanamayacağı kadar masum ve çaresiz. Önümüz bayram ancak  “bayramsa bayramınız mübarek olsun!” diyerek zulme isyanımı zahir etmek istiyorum. Sadece “lanet olsun!” diye bağırmak ve başka hiçbir şey yapamamak ne büyük bir acziyettir.

Okulları Sesi Gazetesi baskıya hazırlandığı esnada Vahşi İsrail’in korkak askerleri, “bir kurşunla iki can öldür” aşağılık mantığı ile sığındıkları teknolojinin ardından, Müslüman düşmanlıklarını göstermek için bebek, çocuk, kadın, masum insan avına çıkıyorlardı.

İsrail askerlerinin çok korkak oldukları yüzlerine yansımıştı zira sadece bu dünyalık bir inançları var. Ahiret ise onlar için yakıcı ve azap dolu…

Kalemin ve düşüncenin lal olduğu büyük bir ızdırap hali... Hani Mehmet Akif’in:

“Yâ Râb! Bu uğursuz gecenin yok mu sabâhı? 

Mahşerde mi bîçârelerin, yoksa felâhı!”

Diye başlayan ve:

“Yetmez mi musâb olduğumuz bunca devâhi?

Ağzım kurusun... Yok musun ey adl-i İlâhî!”

Şeklinde biten şiiri aklıma geliyor. Bir kez daha okuyorum ve Dünya’da hiçbir şeyin değişmemiş olmasına lanet ediyorum içimden. Daha sonra da “Ben Filistinli Çocuk” şiiri takılıyor hafızama…

Bir de onu okuyup-dinliyorum; duygularımı tarifte zorlanıyorum tekrar söz susuyor, su konuşuyor:

Ben Filistinli çocuk, yoksul, aç

Bir dilim ekmeğe, bir yudum suya muhtaç.

 

Ben Filistinli çocuk

Açsa çiçekler görmez gözüm

Bana silah uzanır gül ve çiçek yerine

Burada gül değil gülleler vardır

 

Ben Filistinli çocuk

Unuttum oynamayı, unuttum oyuncakları

Bir tek oyun var bildiğim, sapan ile savaşmak

Silahtan başka oyuncak da görmedim zaten

Ben Filistinli çocuk

Doğduğumda kendimi savaşın içinde buldum

Gözümden yaş değil kan gelir

Ben dövüşürüm zulmün tahtına karşı

 

Oyun nedir tatmadım ben, benim oyunum savaşmak

Hem oyunda vurulursan ebe olunur

Ben vurulunca şehit olurum

Ben Filistinli çocuk

 

Ne zaman duyulacak feryadım

Ne zaman duyulacak ahım, ne zaman

Ne zamanı yok artık, düşünecek vakit de

Sen okula başladığında ben savaşta olacağım

Kitap, defter göremeden

Kuş nedir, çiçek nedir, sevgi nedir bilemeden

 

Ben Filistinli çocuk

Söyleyin nedir benim günahım

Ne zaman duyulacak feryadım

Ne zaman duyulacak ahım, ne zaman

 

Vatanında garip, esir, gülmeyi unutmuş

Gözünden boncuk boncuk yaş değil kan gelen

Çocuklar da olduğunu bilmenizi isterim

 

Ey yeryüzü çocukları, insanlık ölmesin diyenler

Kardeşsek eğer gelin de beraber gülelim

Beraber oynayalım beraber yaşayalım

Yazarının kim olduğunu bulamadığım lakin izlerken teessürün ve ızdırabın zirve yaptığı bu şiiri, okuyucu ile paylaşmak ve acizane yaşadığım halet-i ruhiyeyi herkese yaşatmak istedim.

Bir ayet meali ile bitirelim:

 “…Zalimler ne acı bir akıbetle yüz yüze geleceklerini yakında anlayacaklardır”(Şuara 227)

YORUMLAR

  • 0 Yorum