ABDULBAKİ MURAT  (Bahçelievler Şehit Mehmet Karaaslan İHL Müdürü)

ABDULBAKİ MURAT (Bahçelievler Şehit Mehmet Karaaslan İHL Müdürü)

Sanal alem

20 Eylül 2014 - 09:18

Çocuklarımızı yetiştirmek için erken yaşlarda alınan tedbirler ve bu anlamda yapılması gereken çalışmalar çok önemlidir. Ebeveynler bu konuda birikimleri elverdiği ölçüde dikkatli olmaya çalışıyorlar. Bunun için sık sık öğretmenlerini ziyaret ederek onlardan istifade ediyorlar ve gerekirse de Rehber Öğretmenlere başvurabiliyorlar.

Son zamanlarda psikolojik danışmanlar, aile terapistleri gibi kişiler de velilerce sık sık başvurulan merciler olarak karşımıza çıkmaktadır.  Ancak çocuğun doğuştan sağlam olduğunu ve bu sağlam yapının devamını sürdürmenin daha önem arz ettiğini söylemek gerekir.

Erken yaşlarda başlayan çocuk eğitimi, bu konuda alınan tedbirler, anne babanın uyanık olması ve çocuğunu her yaş ve dönemde dikkatli bir şekilde izlenmesi, çocuğun gelişimini de olumlu etkilemektedir.

Ayet-i Kerimede Allah Teala“…Allah’ın insanları yaratmasında esas aldığı o fıtrata uygun hareket et.” (Rum Sûresi, 30/30) buyurmaktadır.

Ahir zaman peygamberinin “her çocuk fıtrat üzere doğar” ifadesi de esasen bu ayetin anlamıyla bağdaşmakta ve biz Müslümanlara mesaj vermektedir. 

 “…iyilik ve kötülüklerini ilham edene” (Şems Suresi, 7-8)  ayetiyle de Cenab-ı Allah kullarına iyinin ve kötünün ilham edildiğini ifade etmek suretiyle fıtrattan kastedilenin de yaratılıştan insana bahşedilen iyi hasletlerden yana davranma, kötülüklerden sakınma şeklinde olduğu anlaşılabilir.

Bu naslar ışığında bakıldığında çocuğu eğitmenin, onu harici bozulmaların etkisinden kurtarmanın önemli bir vazife olduğu aşikardır.

Son dönemde özellikle sanal alemin hayata haddinden fazla girmesi, akıllı telefonların insanların zamanlarını öldürmesi, insanların işlerinin önemli bir bölümünü buralardan yürütmesi, bu derin alemle alakalı tedbir alınmasının elzem olduğunu ortaya koymaktadır.

Çocuk ahlaklı yetişmelidir, dilini kötü sözlere alıştırmamalıdır, sevgi ve saygıyı öğrenmelidir vs… İlk bakışta aileden bu hasletleri alması gereken çocuk, sanal alemin karanlık dehlizlerinde arkadaşının kuyusunu kazmayı, dedi kodu etmeyi, her türlü gayri medeni işleri ve lafları öğrenebilmektedir. 

Anne babanın bu olumsuz tabloyu hesap ederek tedbir alması da bir gerekliliktir. Aynı zamanda bu devletin ve okulların da görevi olmalıdır.

Mesela okulda bir öğrenci “sosyal medya ya da sanal alem ahlakını” öğrenmelidir. Bu konuda bekleyiş an be an zarardır. Toplumdaki bozulma, öldürme, intihar gibi olayların artması da aslında alınamayan bu tedbirler, eğitilemeyen vicdanlar nedeniyle olsa gerektir.

Sanal alem ve figüranlarının (ç)aldığı zamanın minimize edilmesi de önemli bir çalışma olacaktır. Lakin bunu körü körüne kısıtlama şeklinde yapmak da pek doğru değildir, bu ters tepebilir. Yapılması gereken bu tip aygıtlarla çocuğu tanıştırmak, meşru çerçevede ondan istifade etmek/ettirmek, miktarınca ona zaman ayırmak ve kapatmasını da bilmek/öğretmektir. Çocuk kaçak zamanlarda sanal aleme giriyorsa, onu özlüyorsa, kapatmasını bilmiyor ve onun başında uzun zaman(lar) geçiriyorsa, işte bu aşırıya gitmek olur.

Evvelden dedelerimiz, babalarımız yan yana geldiklerinde birbirlerine hal hatır eder; halleşirlerdi, şimdilerde ise kafalar o küçük cihazlara gömülerek tüm yakınlıklar uzak edilmektedir. Bu “dolayısıyla görüşmeler” tüm insani ilişkileri de darmadağın etmektedir. İnsanlar artık yüz yüze oldukları zamanda bile neredeyse sanal alem aracılığı ile irtibat kurmaktadır ne yazık ki. Bu olumsuz tablonun akıllı diye nitelendirilen cihazlara alışma süreciyle de ilintili olduğunu ve zaman içerisinde normalleşme olacağını savunanlar da bulunmaktadır. Umarım böyle olur.

Sanal alem önceleri bilgisayardı, internete döndü, sosyal medya ve eklentileri çıktı ve her geçen gün de yenileri üretiliyor. İnsanoğlunu ekrana kilitlemek için uğraşan bu albenili cam görünümlü canavarlarla artık mücadele etmenin zamanı gelmiştir/gelmelidir. Yoksa o canavar tüm toplumu esir aldığında herkesin beyni kelepçelenmiş, dili tutulmuş olacaktır.

Modern diye tanımlanan günümüz insanlarının gözleri ellerindeki cihazlarda iken akılları ise yeni versiyonlardadır. Şu özellik mi, bu özellik mi derken “insani hasletlerin” yitirildiği, safi yeni cihaz hayali ile yaşayan ve diğer hayallerin unutulduğu bir toplum haline gelmek büyük bir zayiat değil midir?

 

Bizi biz yapan değerleri(mizi) kaybetmeden alın bütün sanallığınızı/sanallarınızı verin bize eskilerimizi…

YORUMLAR

  • 0 Yorum