GENÇLİĞİN HASTALIKLARINA ÇARELER-1
HASİP KORHAN (Mersin Kaleburcu İlkokulu Öğretmeni)

HASİP KORHAN (Mersin Kaleburcu İlkokulu Öğretmeni)

GENÇLİĞİN HASTALIKLARINA ÇARELER-1

10 Ocak 2015 - 16:15

Tedavinin en önemli özelliği hastalıkları tespit etmek ve hasta olduğunu kabul etmektir.

Daha önceki yazılarımızda gençliğin hastalıklarından ve sorumlulardan bahsettik.

         Bu hastalıkların tedavisinde en önemli unsur: Hastanın, kendisinin hasta olduğunu kabul edip, doktora başvurmasıdır. İyileşme sürecinin başlangıç aşamasıdır. Eğer hasta olduğunu kabul etmez ise iyileştirmek ve iyileşmesine yardım etmek çok zordur. Bununla ilgili bir olay anlatayım:

        

 

Zamanın birinde Mert, aniden hastalanmış. Sürekli öksürüyormuş. Ailesi doktora gitmesi için çok yalvarıp yakarmış. Fakat bir türlü Mert’i ikna edememişler. Annesi:

—  Oğlum sen çok hastasın. Doktora gidelim.

Mert:

—Hayır anne. Ben çok iyiyim.

Demiş. Annesi ısrar ettikçe de Mert, “Ben çok iyiyim.’’ diyormuş. Aradan aylar geçmiş. Mert, doktora gitmemiş. Gitmedikçe hastalığı bronşite dönüşmüş. Biraz daha zaman geçince bronşit zatürreye dönüşmüş.

Artık ağzından ve burnundan kanlar gelen Mert, doktora gitmeye karar vermiş. Gitmiş ama geç gittiğine çok pişman olmuş. Çünkü artık verem hastalığına yakalanmış. Kendine sürekli kızıp duruyormuş.

-                ‘‘Ben neden tecrübe sahibi olan anne ve babamı dinlemedim. Eğer dinleseydim. Belki de bu illete ’’ deyip hayıflanıyormuş. Ama iş işten geçmişti. Artık dövünmenin, ağlamanın vakti .

Bu olaydan anlaşıldığı gibi tedavi yöntemi kabul etmekle başlar.

Gençlerimiz ve  idarecilerimiz de daha önce bahsettiğimiz konulardaki eksiklerini kabul ettikleri andan itibaren çözümü daha kolay hale gelir. Önce ‘‘Son pişmanlık fayda eder.’’ düşüncesiyle eksiğini tespit edecek. Sonraki aşama daha kolay. Çünkü merdivenle yukarıya çıkmak içinilk ve en önemli basamağa çıkılmıştır. Artık plan yapıp bu eksiğimizi gidermenin yollarını bulmaya çalışacağız.

 

Unutmayalım ki Cenab-ı Mevla, ey görev verdiğim kullarım size yetki ve dirayet verdim. İlim verdim. Basiret ve anlayış verdim. Siz "Hiç bilenlerle bilmeyenler bir olur mu?.."(Zümer, 39/9) ve‘‘İlmin zekâtı, öğrendiğimiz ilmi önce kendi hayatımızda yaşayıp daha sonra bu ilmi inanlara anlatmakla olur.’’ Sözüne mazhar ettim. Siz bunu hakkıyla yaptınız mı? derse ne deriz

 

Madem hasta belli, hastalık da belli. Şimdi tedavi için önümüze gelen hastaya, hastalığına göre ilaç yazma zamanı.

 

NOT: Reçeteyi önümüzdeki sayılarda yazabiliriz. Düşüncesi olanlar ve katkıda bulunmak isteyenler; hasbihal340@hotmail.com’a mesaj ve önerinizi yazabilirsiniz.

YORUMLAR

  • 0 Yorum