BAYRAM VE TRAFİK KAZALARI...
İLYAS TEKİN (Arştırmacı-Eğitimci - Yazar)

İLYAS TEKİN (Arştırmacı-Eğitimci - Yazar)

BAYRAM VE TRAFİK KAZALARI...

10 Şubat 2017 - 19:42

 Senenin en sıcak ve uzun günlerinde mübarek Ramazan Ayını oruç, vesair ibadetlerle geçirdikten sonra bayram günlerini de bitirdik.

Ramazan ayı, aynı zamanda rahmet ayı olduğu için güzel geçti. İlk 10 günde çoğu zaman yağmurla, sonra da rüzgârla serinlendik. Yüce Allah (cc) yardıma layık olan kullarına mutlaka yardım eder.

Bayramlar, sevinç ve neşe günleridir. Bu günlerde oruç tutmak bile haramdır. Oysa bir gün önce farzdı...Her şeyin yeri ve zamanı var.

Elbette bayram günlerinde anne-babalar başta olmak üzere büyükler ziyaret edilir, çocuklar sevindirilir. "Sıla-i Rahim" tabiriyle ifade edilen akraba ve dost ziyareti, bizim inanç ve kültürümüzde önemli bir yer tutar. Çünkü akraba ziyareti, ömrü uzatır, malda bolluk-bereket getirir. Onun için Sıla-i Rahim her zaman yapılmalı. Ama özellikle bayramlarda  mutlaka yapılmalı. İmkan varsa, giderek; yoksa telefon, vesair teknolojik aletlerle yapılabilir...

Ancak ne yazık ki, her bayram olduğu gibi bu bayram da sevincimiz hüzne dönüştü. 4 günlük bayram tatilinde 81 kişi trafik kazasında; son iki gününde ise 25 kişi (yüzerken) boğularak hayatını kaybetti. İlk mesai Günü'nde de Şanlıurfa'da patlama, 31 ölü, 100 yaralı ve aynı gün Adıyaman'da bir askerimiz şehit edildi. Üzüntümüz büyük!..

Gerek trafik kazalarında, gerekse patlamada hayatlarını kaybedenlere ve gerekse şehit edilen askerimize yüce Allah'tan (cc) rahmet; yakınlarına sabır ve milletimize başsağlığı diliyorum.

Birlik beraberliğe her zamankinden daha çok ihtiyaç duyulan bir zamandayız. Hassas bir dönemden geçiyoruz. Ülkemiz üzerinde oyunlar oynandığı açık. Her karış toprağında şehid kanı bulunan bu cennet vatanımızın kıymetini çok iyi bilmeliyiz. Bu vatana karşı herkesin daha dikkatli olma gibi bir görevi ve sorumluluğu vardır. Herkesin ne dediğine ve yaptığına çok dikkat etmesi gerekmektedir. Aksi halde gemi batarsa, içindekilerin hepsi zarar görür. Herkesi akli selimle davet ediyorum. Allah (cc) yardımcımız olsun, birliğimizi bozmasın, bozmak isteyenlere fırsat vermesin inşaallah!..

Gelelim trafik kazalarına!

Son 4 yılda Ramazan ve Kurban Bayramları'nda 948 kişi  hayatını kaybetmiş. Rakamlar ortada. Her yıl 12 bin kadar insanımızı trafik kazalarında kaybediyoruz.

Çok sayıda çocuğumuz yetim kalıyor,  bir kaç misli yaralı!.. Ülkemiz gerek trafik, gerekse iş kazalarında Dünya'da ve Avrupa'da  ilk sıralarda. Bu tabii ki bize yakışmıyor. Insan hayati bu kadar ucuz mu?

Dünya'ya her gelen bir defa geliyor; ikinci defa gelen yok, gelecek de yok. Burada adam gibi yaşamak da var, dünyayı zindana çevirmek de!. Bu da insanların elinde. Yapanlar yapıyor da biz niye yapamayalım?

Trafik kazalarının sebebi, aşırı hız ve kurallara uymamaktır. Her gün feci kaza haberlerini üzülerek izliyoruz, ama  yine de ders alınmıyor. Yazık oluyor. Dünyayı versek giden geri gelmiyor.

Sonra suçlu hazır, "kadermiş" deyip hemen kaderi suçluyoruz.  Evet insanın başından geçecek her şey kaderde  yazılmıştır. Ama yazıldığı için olmaz, olacağı için yazılır. Yüce Yaratıcı, bizim ne yapacağımızı biliyor. O'nun bilgisinde yanlışlık olmaz; onun için de kaderde yazılan çıkar. Üstelik bunu da kimse bilmez.

Ama görünen köy kılavuz istemez. Sen git, boğaz köprüsünden kendini denize at, ondan sonra "kader" de. Olacak şey mi? Trafik kazaları da böyle. Hız yaparsan, kurallara uymazsan sonu felakettir! "Acele eden acele gider, acele eden ecele gider," denir. Göz göre göre ölüme gidiyor, sonra suçlu kader. Kaderin suçu yok, suçlu kaderi suçlayanlardır. Sürücü ve yayaların kurallara uyması zorunludur. Trafik hata kabul etmez. Ufak bir dikkatsizlik, büyük kazalara sebep olabilir.

Yüce Allah (cc) açıkça insanları uyarıyor ve şöyle buyuruyor:

"Kendi ellerinizle kendinizi tehlikeye atmayınız!" (Bakara süresi /2; ayet: 195)

Daha açık nasıl anlatılsın?!

İnsan, tedbir almak zorundadır. Önce tedbir, sonra tevekkül. Tedbirsiz tevekkül bir işe yaramaz. Zaman zaman görürüz, adam arabasına yazmış: "Allah korusun." diye, ama deli gibi  ölüme gidiyor. Sen kendini kötü, tehlikeli, zararlı şeylerden koruyacaksın; tedbirini alacaksın, sonra tevekkül edeceksin...

Milli Şairimiz Mehmet Akif bakın yıllar önce nasıl feryâd etmiş:

"Kadermiş öyle mi? Haşa bu söz değil doğru;

Belanı istedin, Allah da verdi... Doğrusu bu.

Çalış dedikçe Şeriat, çalışmadın, durdun.

Onun hesabına bir çok hurafe uydurdun!

Sonunda bir de tevekkül sokuşturup araya,

Zavallı dini çevirdin onunla maskaraya.

(...)

Ya sen nesin? Mütevekkil! (Tevekkül eden)

Yutulmaz artık bu, biraz da saygı gerektir.

Ne saygısızlık bu! Hüda'yı kendine kul yaptı,

Kendi oldu Hüda (haşa yaratıcı);

Utanmadan da tevekkül diyor bu cür'ete, ha?! .."

İnşaallah ibret ve tedbir alınır, kurallara uyulur ve bu kazalar yok olur, veya azaltır; biz de bu kadar üzülmeyiz!..

 

YORUMLAR

  • 0 Yorum