ÖĞRETMENEVLERİ GERÇEĞİ
MUHSİN DURUCAN (Emekli Müfettiş-Eğitimci-Yazar)

MUHSİN DURUCAN (Emekli Müfettiş-Eğitimci-Yazar)

ÖĞRETMENEVLERİ GERÇEĞİ

11 Kasım 2014 - 17:35

“Öğretmen bir kandile benzer, kendini tüketerek başkalarına ışık verir.” Ruffini

 

24 Kasım 1928’e Millet Mektepleri Başöğretmenliği unvanını kabul eden Atatürk, bir köyokuluna girince öğretmen kürsüsünü terk eder. Atatürk bunun üzerine: “Hayır, yerinizde oturunuz ve dersinize devam ediniz. Eğer izin verirseniz, biz de sizden faydalanmak isteriz. Sınıfa girdiği zaman cumhurbaşkanı bile öğretmenden sonra gelir.” değerlendirmesiyle öğretmenlik mesleğine verilen önem, apaçık anlaşılmaktadır.

 

***

Öğretmenevleri, Bilecik ili Milli Eğitim Müdür Yardımcısı (Halk Eğitimi Başkanı) görevini yürüttüğüm yıllarda Hasan Sağlam’ın Milli Eğitim Bakanı olduğu dönemde, orduevlerinden esinlenerek açıldı ve hızla yayıldı.

 

İl ve ilçelerimizde özellikle 24 Kasımlarda öğretmenevlerinin açılışı gerçekleşti. Göreve gelen Milli Eğitim Bakanları da bu geleneği sürdürerek öğretmenevleri açmayı amaçladılar.

 

‘Millî Eğitim Bakanlığına bağlı öğretmenevleri ile öğretmenevi ve akşam sanat okullarının açılış, kapanış, yönetim, işletme ve denetim usul ve esaslarını düzenleyen yönerge’ çerçevesinde işlemler yürütüldü. Her ay öğretmenlerin aylıklarından kesilen belli bir ödenti ile çarkın dönmesi gerçekleşti. Öğretmen, büyük kentlerde akraba yanında sığıntı olarak kalmak yerine onurla öğretmenevlerinde kalmayı yeğledi.

 

Öğretmenevleri, işleri gereği köyden kente gelen ya da taşradan büyük kentlere gelip kalmak için düzenlenmiş ilaç gibi yerler oldu. Dumanlı ve isli kahve köşelerinden sıyrılan öğretmenlerimiz, tertemiz öğretmenevleri çatısı altında bir araya geldiler. Kimileri okumalarını sürdürdüler, kimileri sohbet ettiler kimileri de masa başında oyunlarını oynadılar. MEB’nin sahiplenmesiyle özellikle doğu illerimizde öğretmenlerimizin konakladığı pırıl pırıl mekânlar olma işlevinde bulundu.  Sadece MEB bünyesinde görev yapanlara hizmet verdi. Öğretmen: ‘Bu kentte benim de bir evim var.” düşüncesiyle yerini ayırttı ve bütçesine uygun gelen fiyatla birkaç gün kalabildi.

 

Kimi öğretmenevlerinin lüks oteller düzeyinde hizmet verdikleri görüldü. Kimi öğretmenevlerinin işletmeciliği tam puan alırken kimilerinin işletimi sıfır puanlarda kaldı. Kar edenler olduğu gibi zararda olanlarda vardı. Bu güzelim kurumlar başladığı gibi çalıştırılmadı.

 

Zamanla öğretmen dışında başkaca kamu görevlilerinin de kalması yanında çarkın dönmesi için ya da başkaca hesaplar dikkate alınarak her yurttaş buralarda kalmaya başladı. Bununla birlikte öğretmen yer bulamaz oldu. Evler, Amacı dışında çalıştırılmaya başladı. Kalite düştü ve hizmette belirgin aksamalar görüldü. Kamu misafirhanelerinden daha pahalı hizmet vermeye başladı.

 

Önlem almak yerine kimileri kapatıldı.“Kârlılık için küçülme” yeğlendi.  Kimi illerimizde ya da ilçelerimizde öğretmen, kendi evinde yer bulamaz oldu ve tüccarların eline düştü. Otellerde kalmaya başladı. Acı ama gerçek; öğretmen yersiz, yurtsuz kaldı, içler acısı durumlara düştü! Öğretmen, saygınlığını yitirmesine koşut evi de elden gitti, denebilir.

YORUMLAR

  • 0 Yorum