Zamanın Ruhu…
MUSTAFA KIZILAY (Sultangazi Orhangazi İlkokulu Sınıf Öğretmeni)

MUSTAFA KIZILAY (Sultangazi Orhangazi İlkokulu Sınıf Öğretmeni)

Zamanın Ruhu…

23 Eylül 2014 - 13:39

7 yaşına kadar olan çocuğunuzla oynayınız,

15 yaşına kadar arkadaşlık ediniz,

15 yaşından sonra istişare ediniz.                                                                   Hz. Ali(r.a)

Konuşması ve yürümesi için sabırsızlandığımız çocuklarımızın, bu özelliklerinden ders saatleri içinde vazgeçmesi için verdiğimiz mücadele, okul ortamının akademik yapısına alışmaları için gösterdiğimiz sabrın büyüklüğü, velilerin de içinde bulunduğu çıkmazın bir başka yüzüdür.

Daha çocukluğunun tadına varamadan dört duvar arasına kapattığımız çocuklarımız, umutlarımız, yarınlarımız…

Geçen yıl yürürlüğe giren 4+4+4 eğitim sistemiyle birlikte artık 60 aylık çocuklarımız 1.sınıfa,48 aylık çocuklarımız ise okul öncesi eğitimine başladı. Hayata merhaba diyemeden çocuk kendini bir an dört duvarın arasına sıkışmış bir halde buldu. Tabii bu sistemin hedefleri ile işleyişi arasındaki derin farkı göz ardı etmemek elzemdir. Biz anne-babalar sürekli çocuğumuzun akademik başarısı üzerinde yoğunlaşıyoruz. Bütün telaşımız, çabamız herkesten önce okusun, herkesten önce yazsın diye. Sınavlarda derece yapsın, başarılı olsun, bizi bunlarla gururlandırsın beklentisi içindeyiz. Bu beklenti neredeyse tüm anne- babaların zihnine sirayet etmiş durumda. Haliyle sözü edilen durum bireysel olmaktan çıkmış, toplumsal bir sorun haline gelmiştir. Bundan dolayı burada tek tek anne-babaların tutumlarından ziyade toplumsal bir kural haline gelmiş olan bu bakış açısını eleştirmek gerekiyor. Belki de tüm sorunlarımızın altında yatan neden çok uzakta değildir, evimizde, ilişkilerimizde, pencereden başımızı uzatıp izlediğimiz sokaklardadır. Kim bilir belki de içimizde bir yerlerde bulunmayı bekliyordur. Belki de cevap basittir :  kaybolan değer yargılarımız, gittikçe netliğini yitiren duruşumuz ….

“Onları sürekli kendi zamanımıza sürükleyerek, her istediklerini yerine getiriyoruz, yine de bir türlü ders çalıştıramıyor, mutlu edemiyoruz!” sözlerini biz öğretmenler sıkça duyarız.  Zaman değişse de bu sözlerin, her neslin kendinden sonraki nesle mirasıymış gibi şehrin sokaklarında, o ağızdan bu kulağa dolaştığını görebiliyoruz. Babalarımız bizlere, bizler de çocuklarımıza söylüyoruz. Acaba onlar da kendi çocuklarına söyleyecek mi? Hep böyle akıp gidecek mi? Yoksa bu sözlerin artık muteber olmadığını düşünerek çocuklarımızı dinleyip onlara yoldaş, arkadaş olup onlar gibi görmeye mi çalışacağız?

Evet, onun gözüyle bakıp onun gözüyle görebilmek… Yaptıklarınızı sizin zamanınızdaki sizin gibi her anne - baba yapmaktadır. Çocuk davranışları üzerinde etkisini yitirmeyen her zamanda ve her dönemde çocukların ihtiyaç hissettiği ve gerçekleştikçe mutlu olduğu tek şey anne- baba ilgi ve sevgisidir. Bizler ihmal ettiğimiz, esirgediğimiz ilgi ve sevgiyi, pahallı hediyelerle telafi edebileceğimizi ve bunlarla görevlerimizi yerine getirebileceğimizi düşünüyoruz. Lakin farkında olmadığımız ve unuttuğumuz en önemli husus, bunlar bir saatlik ilgi ve sevginin yerini dolduramıyor. Gelin anne-babalar olarak her gün bir saatimizi sadece onlara ayıralım. Önce bu zamanı oyunla geçirelim biraz büyüdüğünde arkadaşlık edelim daha da büyüdüğünde onunla istişare edelim.

Hazreti Ali (r.a) , Çocuklarınızı yaşayacakları çağa göre yetiştirin_ diyor. Bu, Rasulullah Efendimiz’in ufkunu insana taşıma zaruretinin Hazreti Ali dilinden ifadesidir. Hazreti Ali demek istiyor ki: Zamanın farkında olun. İçinizde bir gelecek tasarımı bulunsun. Ve her çocukta bir gelecek tasarımı yapın. Onu kendi yaşadığınız çağın şartlarıyla yetiştirirseniz, sizinle birlikte o da eskir ve yaşadığı çağa geldiğinde, geçmişte kalmış, çağı ile bütünleşememiş bir kişilik sahibi olur. Bu ona haksızlıktır. Bu onun taşıdığı misyonu eskitmektir._

Allah emaneti olduğu bilinciyle yüklendikten sonra,  anlamlı olabilecek bir umuttur çocuk... Umut ki insanın hayata tutunduğu yerdir, düştüğümüzde kolumuzdan tutup kaldırandır… Karanlık her gecenin ardından doğacak güneşi beklemektir umut bazen, bazen de secdede anlamı hacminden büyük yanağımızdan süzülen bir damla gözyaşıdır umut… ve tüm bu umudun gerçek dünyadaki adıdır çocuk. Umudunuza,  UMUDUMUZA iyi bakın…

YORUMLAR

  • 0 Yorum