Filistin meselesi ve mazlumun yanında olmak
YUNUS OZAN (Bağcılar Mehmet Niyazi Altuğ Müdür Başyardımcısı)

YUNUS OZAN (Bağcılar Mehmet Niyazi Altuğ Müdür Başyardımcısı)

Filistin meselesi ve mazlumun yanında olmak

23 Eylül 2014 - 13:46

Tarih dediğimiz bilim, bizce aynı kaynaktan beslenen iki ana nehir üzerinden yürür. Bunlardan biri milletlerdir diğeri fikirlerdir. Kaynağı da söyleyelim o zaman insan. Evet bu iki nehirde insandan çıkar ve ondan beslenir.

Allah, insanı yaratmış ve ona, sadece ona kendi kaderini tayin hakkı vermiştir. Doğruyu ve yanlışı göstermiş, tercihte özgür bırakmıştır; cüzi irade. Fakat insan bu iradesini kullanırken tamamen yoldan çıktığında onu başıboş bırakmamış, peygamberler dediğimiz elçileri eliyle onları uyarmıştır. Tekrar doğruları hatırlatmıştır. Buraya kadar okuduysan ey okuyucu, biliyorum uzattım girişi lakin yazı uzun olacak. Şimdiden söyleyelim. Sonuna kadar sabredip okursan bilmediğin çok şey öğreneceksin söz veriyorum.

Siyasete girmeden yazmaya çalışacağım. Umarım başarırım. Zira orası hele bugünlerde çıkmaz sokak. Evvela bizim için Filistin, yada Yahudiler için arzı mevud(vaat edilmiş topraklar) veya hrıstıyanlar için hz. İsa’nın yaşadığı topraklar adını ne kayarsanız koyun herkes için değerli altını çizelim. Yahudiler için büyük İsrail; bugünkü israil’in belki on katından yirmi katından daha büyüktür. Zira kızıldenizden başlar ve bizim fıratımıza kadar uzanır. Bu topraklar inanışlarına göre tanrı tarafından israiloğullarına verilmiştir. Kendileri dışında her milleti faşist olarak görürler lakin ne yaman çelişkidir ki en katı kuralları olan millettir Yahudiler. Eğer bir Yahudi anadan doğmadıysanız ağzınızla kuş tutsanız, dünyanın en büyük siyonisti olun hiçbir ehemmiyeti yoktur. Diğer tüm ırklar onların altındadır ve gerektiğinde hizmetkarıdır. Yeni bir şey söyledik; Siyonizm, Siyonist. İşte bu büyük israili kurma projesine Siyonizm denir. Bu iş için çalışana da Siyonist.

Biliyorum uzuyor, uzuyor lakin kısa kesilecek mevzu değil demiştim. Şimdi varsa evinizde bir harita bulun yada internetten bakın. Kızıldeniz ile Fırat arasında hangi ülkeler var.neyse zahmet etmeyin ben sayayım: Suriye, ırak ve Türkiye. Bu üçlüyü not edin aklınızın bir köşesine, okumaya devam edin.

Ey okuyucu sabrını zorladım. Onun için evveliyatını başka yerden okumanı salık vererek sadece son yüzyılı anlatmakla yetineceğim. 20. Yüzyılın başları devletler muvazenesinde Osmanlı devletinin artık pek sözü geçmeyen yıllar zira başka ağır ağabeyler var artık. İngiltere, Fransa, Rusya…bkn. Bugünkü birleşmiş milletler güvenlik! Konseyi.

Osmanlı Devleti’nin başında 2. Abdulhamit var. daha sonra İsrail devleti’ni kuracak olan zevattan theodor herzl denilen bir adam, Yahudi bir tüccar olarak sultandan sürekli görüşme talebinde bulunuyor. Sultan; bir, iki, üç reddediyor. Adam ısrarlı olunca ve araya da çok sayıda adam sokunca sultan kabul buyuruyor. Adam, sultanın huzuruna yıllarca süren bir hazırlığın sonucunda çıkmış. Kırk dereden su getiriyor,Osmanlı şöyle iyi, böyle iyi, bize sahip çıktınız vs. siz şöyle büyüksünüz, böyle ulusunuz. Sonuç; eğer uygun görürseniz, sizin çok borçlarınız var.ben ve arkadaşlarım devletinizin İngiliz ve Fransız bankalarına ve bankerlerine olan tüm borçlarını kapatabiliriz. Sultan oturduğu yerden şöyle bir doğrulur zira karşılığında ne geleceğiniz sezmiştir. Adam devam eder karşılığında küçük bir istirhamımız var. sultan küçük diye tekrar eder. Adam alnında biriken terini silerek: Filistin der, Kudüs der. O toprakları bize vermenizi istiyoruz yerleşmemiz için. 2. Abdulhamit: biz oraları kan dökerek aldık ancak o şekilde veririz. Ne siz bu teklifi yapmış olun ne de biz duymuş olalım der. Bu görüşme tarihe mal olmuş sıradan bir görüşme değildir. Zira bu olay sultan 2. Abdulhamitin devrilmesine neden olan sürecin başlangıcı olmuştur kanaatindedir bazı tarihçiler. Ben de bunların içindeyim.

Bu görüşmeyi ne Abdulhamit ne de Herzl unutmamıştır ey okuyucu ama bizler maalesef unuttuk. Ancak adamlar asla vazgeçmediler. 1. Dünya savaşı’nda döktükleri altınlar ve kol kola yürüdükleri İngiliz casusları eliyle öyle bir propaganda yaptılar ki yüzyıl geçti üzerinden bin yıl İslamın bayraktarlığını yapan bu millet; Araplarca işgalci oldu. Çölde onları, topraklarını savunmak için açlığa, susuzluğa, güneşin yakıcı sıcağına göğüs geren Mehmetçiğe sahip çıkmadılar yada çıkamadılar aziz okuyucu senin takdirine bırakıyorum. Sadece Filistinden değil, Mekke’den Medine’den de bu milletin evlatları peygamberi mahzun ettik diye hayıflanarak gözyaşları içinde çıktılar. İngilizler, Fransızlar onlarla kol kola hareket eden bu satılmış birtakım alçaklara kendi devletlerini kurduracaklarına dair söz vermişlerdi. Osmanlı çıkınca oralardan buralar İngilizlerin, Fransızların sömürgesi oldu. Ta ki 2. Dünya savaşına kadar. Kuruldukları tarihlere bakın bu Arap devletlerinin yada sınırlarına acı acı tebessüm edeceksiniz. Zira sınırları cetvelle çizilmiştir. İngiliz casusu lavrensle beraber hareket eden ve kral olacağım diye sevinen şeyhlerden biri ölüm döşeğinde tarihe geçen şu itirafta bulunmuştur. Osmanlı devletine büyük yanlış yaptık. İngilizler ve Fransızlarla bir olarak. Dilerim Allah bizi cezalandırmaz.

Neyse dönelim biz ana mevzuya. Osmanlı döneminde 450 yıl boyunca bu topraklarda dost ve kardeşçe yaşayan üç dinin mensuplarına ne oldu da birbirine girdiler. 1. Dünya savaşı’ndan sonra İngiltere buraya yeni Yahudi göçüne izin verdi. bu göçler artarak devam etti. Dünyanın dört bir tarafındaki zengin Yahudiler burada yaşayan fakir Araplardan reddedemeyecekleri paralar teklif ederek topraklarını satın aldılar. Artarak bu durum 2. Dünya savaşına kadar sürdü. İngiltere, Fransa,Abd bunu destekledi. Rusya kendi topraklarındaki Yahudilerden kurtulmak için özellikle bunu teşvik etti.

Sonuç; Filistinliler kendi topraklarında bir süre sonra azınlık durumuna düştüler. Biraz hızlanıyorum. Araplar bu işe uyanmadı mı? Dediğini duyar gibiyim okuyucu. Evet uyandılar lakin atı alan Üsküdarı çoktan geçmişti. Bu durumu kabul etmiyoruz diye bağırdılar, çağırdılar. Hatta belki duyunca şaşıracaksın. Peygamber efendimizden sonra ilk defa bir araya geldiler. Bir olup israil’e saldırdılar. Heyecanlandın mı okuyucu, sonuç: maalesef olmadı. Şu küçük İsrail bunların hepsini sadece 6 günde yendi. Evet yanlış okumuyorsun sadece 6 gün. Oratadan kaldıracakları İsrail, bu savaşla daha da büyüdü. Onların başına da diktatörler geldi.

En zor günlerinde Osmanlı sarayından kovulan İsrail, Mavi Marmara’da 9 insanını şehit etti. Sonuç: one mınute var ya. Sahi 2 aydır tutuklu olan konsolosumuzdan ve 47 insanımızdan haber var mı? Akibetlerini biliyor musun okuyucu? Yok. Üç genci Hamas tarafından kaçırıldı diye an itibariyle 300 den fazla çoluk çocuğu öldüren İsrail değil miydi? İstediğinde suiyeye, lübnan’a gazzeye giren İsrail değil mi? biz karakolumuzu basıp askerimizi şehit eden ve kaçan teröristi takip için icazet alıyoruz değil mi? her taraftan açıklama yapılıyor abd, ab, şu bu…biz de girmiyoz zaten değil mi?

Büyük, çok büyüğüz, çok güçlüyüz. Diyenlere ben de inşallah diyorum dostlar klasik Müslüman temennisi ile. Irak ve Suriye bölündü. Sıra sizce kime geliyor. İnşallah Müslümanlar tehlikenin farkına varır. Filistinde bugün bu saatte ölen her çocuk, yüreğimizi bir kez daha kanatıyor. O masum çocukların kanı dilerim şu mübarek ayda Müslümanların dirilişine vesile olsun. Silkelensinler, kendilerine çekidüzen versinler ve Allah’ın ipine yeniden sarılsınlar. Uzaklardan ezan sesi geliyor. Sabah namazına kalkıyorum okuyucu. Dualarımız Filistin ve dünyanın her tarafındaki tüm mazlumlar için…Allah’a emanet…

YORUMLAR

  • 0 Yorum