İLYAS TEKİN (Arştırmacı-Eğitimci - Yazar)

Tarih: 10.02.2017 19:48

OKUL VE DERSLERİ SEVDİRMEK

Facebook Twitter Linked-in

Türkiye Özel Okullar Derneği`nin 5-6 Aralık 2015`te Eyüboğlu Eğitim Kurumları`nda düzenlediği VI. Temel Eğitim Sempozyumu çok verimli ve faydalı oldu. Düzenleyenleri, emeği geçenleri, katılımcıları ve güzel ev sahipliği yapan Eyüboğlu Eğitim Kurumları`nı  tebrik ederim.

Dikkatimi çeken önemli bir konu üzerinde durmak istiyorum.

Yapılan bir araştırmada:

 "Türkiye`de öğrencilerin %62`si okula gitmekten hoşlanıyor."

Demek ki  %38`i okula gitmekten hoşlanmıyor.

İşte problem bu! Eğitim yöneticilerinin buna çözüm araması gerekir. Çünkü öğrencilerin tamamının okuldan hoşlanması, okula severek gitmesi gerekir. Acaba neden okuldan hoşlanmıyorlar?

Eğitimin başlıca 3 ana unsuru var:

Birincisi öğretmen, ikincisi öğrenci, üçüncüsü de eğitim ortamları- okullar.

Hiç şüphe yok ki okulların güzelliği, estetiği, bahçesi, konferans salonu ve spor salonu öğrencilerin hoşuna gider. Okulların her yönüyle cazibe merkezi haline gelmesi önemlidir, ama yeterli değildir. Çünkü iyi bir yönetici ve öğretmen kadrosu olmadıktan sonra binanın büyüklüğü veya sosyal tesisleri bir işe yaramayabilir. Onun için öğretmen çok önemli... Okulları güzelleştiren, sevdiren ve başarıyı sağlayan yönetici ve öğretmenlerdir.

Bazı sosyal tesis ve teknolojik imkandan mahrum olan okulların  bu imkanlara sahip okullardan daha başarılı oldukları görülmektedir.

Okula gitmekten hoşlanmayan %38`in okula gitmekten hoşlanmasını sağlayacak olan yönetici ve öğretmenlerdir.

Bunun yolu sevgiden geçer. Zaten her zaman söylüyoruz, eğitimin temeli sevgiye dayanır. Başarının yolu da sevgiden geçer. Öğrenci okulu, öğretmenlerini ve arkadaşlarını severse okuldan hoşlanır, severek okula gider.

Araştırmalar gösteriyor ki:

Öğretmen öğrencisini severse, öğrenci de öğretmenini sever. Öğrenci öğretmeni severse, dersini sever, dersini severse, daha çok çalışır ve daha çok çalışırsa başarılı olur. Öğrenciler sizin bakışınızdan sevip sevmediğinizi anlar ve asla karşılıksız bırakmazlar... Bunda hiç şüphe yok.

Bu konuyla ilgili olarak yine sempozyumda anlatılan bir araştırmada:

"Öğrencilerin en çok hoşlandığı şey, öğretmenin gülmesi."

Çok ilginç değil mi?

Acaba  bazı öğretmenler derste hiç gülmüyor mu, öğrenciler buna hasret mi?

Eğer öyle ise öğrencilerin %38`inin neden okuldan hoşlanmadığı sorusunun cevabı ortaya çıkar.

Bazı konuşmaları dinlemek insana işkence gibi gelir; ama bazı konuşmalar da insana o kadar zevk verir ki saatlerin nasıl geçtiği anlaşılmaz.

Öğretmen verici, öğrenci ise alıcıdır. Vericinin aynı zamanda iyi bir hatip olması, dersi zaman zaman uygun espirilerle süslemesi, en zor konuları sıkıcı olmaktan çıkarır. Burada öğretmen maharetini gösterir...

Elbetteki ifrat-tefrit batıldır, yanlıştır, zararlıdır. İfrat  bir şeyde çok ileri gitmek, ölçüyü kaçırmak, aşırıya gitmek; tefrit onun tersi olarak çok geri kalmaktır. Gülmenin de aşırısı zararlıdır. Yerinde gülmek, hatta tebessüm (gülümsemek), yerinde ciddi olmak. Doğru olan ölçülü ve dengeli olmaktır.

Tabii ki üzülecek bir yerde gülmek, yanlış olur ve hoş karşılanmaz. Ama normal şartlarda insanlara güler yüzle bakmak, tatlı dille konuşmak pozitif enerji verir.

Atalarımız ne güzel söylemiş:

"Tatlı dil yılanı deliğinden çıkarır."

Öğretmen vakar sahibidir. Vakar ağırbaşlı, haysiyet ve şerefi korumak demektir; asık suratlı, kibirli demek değildir. Vakar`ın zıddı ise hafifliktir.

İşte öğretmen hem vakar ve hem de tevazu (alçak gönüllü) sahibidir; bu ikisi arsasındadır. Başarılı öğretmen vakar ile tevazuu terazinin iki ucu gibi denk getirir.

Öğrenciler en çok öğretmenin gülümsemesinden hoşlanıyorsa, onları bundan mahrum bırakmamak gerekir. Gülümsemek, her zaman asık suratlı olmaktan daha iyi, daha güzel ve daha kolaydır. Çünkü ciddi bir yüzle tam 65 kas çalışırken gülen bir yüzle 10 kas çalışmaktadır.

Sevgili Peygamberimizin (sa) ifadesiyle :" Tebessüm (gülümseme) sadakadır."  Hiç de zor değildir. O halde bunu insanlardan, özellikle öğrencilerden esirgemek çok yanlış olur.

Yönetici ve öğretmenlerimiz, öğrencilerin kendilerini okulda rahat ve huzur içinde hissetmelerini sağlayacak bütün tedbirleri almalıdır. Bunun temeli de sevgidir.

Sevgi`nin gücü çok kuvvetlidir. Paranın ve pek çok şeyin halledemediğini  sevgi halleder.

Buna çarpıcı bir örneği Üsküdar`da beraber çalıştığımız Lale Hazar o sempozyumda anlattı:

"Bir okulda hizmetliyi çok seven öğrenciler, hizmetli yorulmasın diye sınıflarını temiz tutmaya çalışıyorlar."

İşte sevgi bu! Sevginin olduğu yerde, huzur, barış, dostluk, başarı olur;  her şey güzel olur. Ama sevginin olmadığı yerde, bulunduğunuz yer güzel olsa da, her şey insana kötü gelir. Sevgi her kapıyı açar!.. Yönetici ve öğretmen arkadaşlarımız  empati kurarak (kendilerini onların yerine koyarak) öğrencilerimizi sevmeli, güler yüz ve tatlı dille davranmalıdır. Bu başarıyı artıracaktır.

Değerli veliler, birinci kanaat dönemi bitmek üzere. Sakın öğrencilerimizi üzmeyelim, başkalarıyla mukayese etmeyelim, kalplerini kırmayalım; onlara sevgiyle yaklaşalım ve güvenelim. Yeter ki onların canları sağ olsun, kırık notların üstesinden gelirler...


Orjinal Köşe Yazısına Git
— KÖŞE YAZISI SONU —